Aktif Dergi : 52. Sayı

PEYGAMBERİMİZ’İN İSLAM’A DAVET MEKTUBU

Kadriye BAYRAKTAR52. Sayı / DİĞER YAZILAR


Şenşen Yıldız, kalemi ile bir şeyler yazıyordu. Aydede onu görünce yanına gitti. Ona ne yazdığını sordu. Şenşen Yıldız; “Yıldız kentte yaşayan bir arkadaşıma mektup yazıyorum” cevabını verdi. Aydede Şenşen’in mektup yazmaya ilgi duymasına çok sevindi. Ona şöyle dedi:

“Peygamberimiz’in (s.a.v) dünya devletlerini İslam’a daveti, yazılı mektuplar sayesinde olmuştur. Davet mektuplarının altı veya sekiz tane olduğu bilinmektedir. Efendimiz (s.a.v) Bizans İmparatoru Heraklius’a İslam’a davet mektubu göndermeye karar verir. Öncelikle bütün mektuplarında kullanabileceği bir mühür yaptırır. Gümüş bir yüzük üzerine; ‘Allah, Rasul, Muhammed’ yazdırır. Mektupta şunlar yazılıdır:
‘Bismillahirrahmanirrahim. Allah’ın kulu ve Rasulü Muhammed’den, Romalıların büyüğü Heraklius’a! Hidayete tabi olanlara selam olsun! Ben seni İslam’a davet ediyorum. İslam’a gir ki kurtuluşa eresin. Allah (c.c) sana ecrini iki kat versin…’  

Bu mektup Bizans sarayında okununca büyük bir gürültü kopar. Devletin ileri gelenleri itiraz ederler. Heraklius’un ise İslam dinini kabul etmek üzereyken bu düşüncesini açıklamaktan vazgeçtiği bilinmektedir. Peygamberimiz (s.a.v) dünya devlet başkanlarına İslam’a davet mektupları göndermeye devam eder. İçlerinden sadece Habeşli Necaşi’nin İslam dinini kabul ettiği bilinmektedir.”

Bilmeceler

1- Hangi tasta su içilmez.
2- İki kırkayak birleşince ne olur?
3- Yarım kaşık, duvara yapışık.
4-Hak Teala hoş yaratmış, bir yeşil dal üstüne,
kenarı zil varak, ortası altın varak

Dua

Allahım yarattıkların canlılar sayısınca
Peygamberimiz’e salat ve selam eyle.
Bizi onun güzel ahlakından nasiplendir.
Âmin!

UÇAN HALI EYFEL KULESİ’NDE

Eren ile Enise bu ay batıya doğru yolculuk yapmayı istediler. Düşüncelerini Uçan Halı’ya söylediklerinde şöyle dedi: “Eyfel Kulesi’ni görmek ister misiniz?” Her ikisi de bu fikri beğendiler. Hazırlıklarını tamamladıktan sonra yola koyuldular. Az gittiler uz gittiler. Derken bir de baktılar ki Eyfel Kulesi’nin tepesindeler. Enise “Gözlerime inanamıyorum. Fransa’nın başkenti Paris’teyiz” dedi. Eren; “Üstelik Eyfel Kulesinin tepesindeyiz” diye hayretler içinde kalırken, Enise; “Demirden yapılmış bir dağa benziyor…” dedi.

Enise, Eyfel Kule’sini dağa benzetmekte haksız sayılmazdı. Çünkü kule tam 300 m yüksekliğindeydi. Eyfel Kule’sini gezmeye başladılar. Kulenin içinde lokantalar, restoranlar, alışveriş merkezleri ve çeşitli sergiler vardı. Eren ve Enise dolaşmaktan çok yorulmuş üstelik de acıkmışlardı. Hemen bir lokantaya girdiler. Garsona zorlukla konuşabildikleri İngilizce ile isteklerini söylediler. Garson mönüyü almaya giderken onların kendi aralarında Türkçe konuştuklarını fark etti. Hemen dönüp yanlarına gitti ve “Adım Aydın. Fransa’ya çalışmak için Türkiye’den geldim” dedi.

Eren ve Enise bu karşılaşmadan çok memnun oldular. Kendilerini yabancı hissetmekten bir an olsun kurtulmuşlardı. Garson Eyfel Kule’si hakkında şunları söyledi: “Eyfel Kulesi’nin 1889 yılında Fransız İhtilali’nin 100. yıldönümü kutlama gösterileri için yapıldığı bilinmektedir. Günümüzde dünyanın birçok yerinden turist kuleyi görmek için gelmektedir.”

Eren ve Enise çok mutlu bir gün geçirdiler. Bu geziden öğrendikleri en önemli şey ise bir an önce yabancı dilerini geliştirmeleri gerektiği oldu.