ANA SAYFA      HAKKIMIZDA      ABONELİK      KÜNYE VE İLETİŞİM     

Aylık Aile Dergisi
ISSN 1306-0872
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
Bebeğini dualarla büyütüyor

Huri YAZICI kaleme aldı, KAPAKTAKİLER bölümünde yayınlandı.


Bazı insanlar yaşadığı her üzüntüye rağmen hayata gülen gözlerle bakabiliyor. Her sıkıntıdan ders alarak bir sonraki adımlarını daha dikkatli atıyor, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanarak hayatta daha dik duruyor. Ekranların sevilen sunucusu İkbal Gürpınar da bu insanlardan biri. Her üzüntünün ardında güzel günlerin olduğuna inanlardan. Hayatın zor sınavlarından geçen Gürpınar, lise ikinci sınıfta okurken evlendirilir ve 19 yaşında anne olur.  İlk evliliği cefalı geçen Gürpınar bir yandan felçli kayınvalidesine bakar, bir yandan da evlilik yüzünden yarım kalan eğitimini dışarıdan tamamlar. Türk Dil Kurumu’nun en iyi Türkçe konuşan sunucu seçtiği Gürpınar, yaptığı programlarla hep gündemde kalmayı başaran biri. Yazdığı kitaplarla, yaptığı programlarla hep insanlara umut ve neşe dağıtmaya devam ediyor.

Hayata güzel bakmayı becerebilen deneyimli sunucu bugünlerde ise hayatının en mutlu günlerini yaşıyor. 19 yıl aradan sonra ikinci kez anne olan Gürpınar’ın gözü beş ay önce dünyaya getirdiği oğlu Mehmet Efe’den başkasını görmüyor. “Bebeğim ahir ömrümde Allah’ın bana bir hediyesi…” sözleriyle içindeki mutluluğu anlatıyor. 19 yıl ara verdikten sonra bebeği doğunca biraz tedirgin olduğunu da itiraf ediyor. 3 kilo 100 gram doğan bebeğini nasıl yıkayacağının, altını nasıl değişeceğinin endişesine kapıldığını ancak birkaç gün içinde hepsini hatırladığını söylüyor.
Bir annenin çocuğu ve işi arasındaki dengeyi iyi kurması gerektiğini belirten Gürpınar, televizyon programına devam ederken, minik oğlunu yanından ayırmıyor. Reklam aralarında yavrusunu seviyor, kokluyor, duasını okuyor, sonra yeniden stüdyoya koşuyor. Çocuğun Allah’ın bir lütfu olduğunu söyleyen çiçeği burnunda anne, “Aslında ikinci kez anne olmayı düşünmüyordum ancak eşimin ilk evliliğiydi ve baba olmak istiyordu. İyi ki doğurmuşum. İlk çocuğumu kucağıma aldığımda 19 yaşındaydım. Annelik ne demektir tam anlamıyla bilmiyor, çocuğun nasıl bir güzellik olduğunu anlayamıyordum. 19 yıl içinde çocuk sahibi olmayan birçok aileyle tanıştım, evlat sevgisiyle yanıp tutuşan annelerin çektikleri sıkıntıları, akıttıkları gözyaşlarını görünce ne kadar şanslı olduğumu fark ettim. O zaman Allah’ın bana anneliği tattırarak ne kadar büyük bir hediye verdiğini anladım” diyor.

Bebeğine Âmene’r-Râsulü okuyor

Gürpınar, hamileliğinin ilk haftalarında bebeğin anne karnındaki kalp atışları 40’a düşmesine rağmen ümidini kaybetmediğini söylüyor. Doktorların, “Birkaç gün içinde bebeği kaybedebiliriz” sözleri karşısında, “Allah dilerse, olmayacak bir şeyi oldurabilir. Her şey O’nun elindedir” tevekkülüyle çok dua ettiğini, söylüyor. Zor bir hamilelik dönemi geçiren güzel sunucu, özellikle bu dönemde ibadetlerini ve dualarını hiç aksatmadığını anlatıyor. Hamileliğinin altıncı ayında hacca gittiğini, dokuz ay boyunca Zekeriya Peygamber’in “Rabbim, bana katından tertemiz bir soy armağan et. Doğrusu Sen, duaları işitensin” duasını dilinden düşürmediğini belirtiyor. Bebeğini dualarla büyüten Gürpınar, her ağladığında Bakara suresinin son iki ayeti olan Âmene’r-Râsulü’yü okuyor. “Hamileyken namaz kıldığımda sureleri özellikle birazcık daha yüksek sesle okudum kulağı alışsın diye” şeklinde konuşuyor.

Annelik sorumluluk istiyor

19 yaşındaki oğlunu Allah’a iyi bir kul olarak yetiştirmeye gayret ettiğini söyleyen Gürpınar, “Yavrularımızı nasıl yetiştirirsek öyle büyür. Bu dünya gelip geçici. Burada ister doktor, ister mühendis olsun. Trilyonları saysın önemli değil. Yarını düşünmeden yaşıyorsa bir hiçtir benim evladım. Ona gerçek hayatı ve ebedi hayatı anlatamamışımdır. Evladımı, edepli, imanlı yetiştirmeliyim. Ona hayattaki en önemli şeyin şan-şöhret olmadığını anlatmalı, iyi bir kul olmayı öğretmeliyim. Çocuklarımıza hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmayı, yarın ölecekmiş gibi de hazırlığımızı yapmayı anlatmalıyız” diyor.

Deneyimli televizyoncu, dejenere yaşantılarıyla ön plana çıkan insanların ekranlardaki programlarını takip edip, onların sevgili ve koca listesini ezbere bilen ama çocuğunun en samimi üç arkadaşının ismini bilmeyen annelere çok kızgın. “Önce aile ve çocuklar gelmeli” diyen Gürpınar şöyle devam ediyor: “Bütün gününü ekran karşısında geçiren anneler var. Şarkıcıların, ekrandakilerin hayatlarıyla ilgili her ayrıntıyı bilirler ancak çocuklarından uzaktırlar. Kendi televizyon karşısında, çocuğu diğer odada bilgisayar başındadır. O çocuk, ne yapar, kimlerle görüşür, aile bunun üzerinde durmaz. Televizyon kanallarında çocuklara zarar veren çok sayıda program var. Bu programlar bir sistem dahilinde yapılıyor. Bu noktada ailelere çok görev düşüyor ancak anne-babalar bu programları çocuklarıyla beraber izliyorlar. Minik beyinler seyrettiklerinin sanal bir alem olduğunu bilmiyorlar. Çocuklarımızı doğru yetiştirmek bizlerin Allah’a karşı en önemli görevimiz.”





Yazıyı paylaşın: