ANA SAYFA      HAKKIMIZDA      ABONELİK      KÜNYE VE İLETİŞİM     

Aylık Aile Dergisi
ISSN 1306-0872
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
Zamanın Tüketemediği Tek Sevgi

Huriye KARNAP kaleme aldı, DEĞERLERİMİZ bölümünde yayınlandı.


Sahabenin “Anam babam sana feda olsun” şeklinde dillendirdiği Peygamber sevgisi saadet asrından taşıp günümüz insanın gönlünde yer etmiştir. Hz. Peygamber’e (s.a.v) duyulan muhabbet öylesine büyüktür ki, onun şahsına gösterilen hürmetle sınırlı kalmayıp Ehl-i Beytine hürmeti de gerekli saymıştır.

Dini duygu ve düşüncelerin her daim canlı kalmasının nişanesi olan Peygamber sevgisi, mümine derin bir haz vermiştir. Canlı cansız her varlıkta bu aşkınlığın tezahürünü arayana “Ruhum sana aşık, sana hayrandır Efendim / Bir ben değil alem sana kurbandır Efendim” dizelerini terennüm ettirmiş, vuslata hasreti “Arayı arayı bulsam izini / İzinin tozuna sürsem yüzümü / Hak nasip eylese görsem yüzünü / Ya Muhammed canım arzular seni” şeklinde dillendirmiştir.

Ayağına bir dikenin batmasına bile razı olmadılar

Rasulullah sevgisinin en diri ve taze olduğu dönem muhakkak ki saat asrıdır. “Anam babam sana feda olsun Ya Rasulullah” cümlesiyle adeta formülleşen bu sevgi, onun (s.a.v) huzurunda iken çoluk çocuk, mal mülk hiçbir şey düşünmeyen, bu muhabbetin bir an ihlali halinde kendisini münafık addedecek derecede manen aşkınlığa erişen sahabe-i güzinin tavır ve davranışları ile samimiyetini ispat etmiştir.

“Allah Rasulü’nün ayağına bir dikenin bile batmasına razı olmam”(Zeyd bîn Dinse (r.a), “Arzu ederdim ki, saçlarım adedince başım olsa, onları sevdiğim Allah ve Rasulü’ne feda edeyim” (Abdullah bin Huzafe es-Sahmi (r.a), “O sağ olduktan sonra her musibet hiç gelir bana” (Sümeyra binti Kays (r.anha), “Sizi birkaç gündür göremedim. Size karşı içim doldu. Sizi çok özledim. Ahirette sizin yerinizin, ulvi bir yer olması hasebiyle, orada sizden uzak kalacağımdan korktum. Ayrılık korkusu beni bu hale düşürdü” (Sevban (r.a) şeklinde pek çok örnekle numuneleştirilebilecek bu sevgiyi Ebu Süfyan “İnsanlardan Muhammed’in (s.a.v) ashabı gibi Muhammed’i (s.a.v) seven bir kavim görmedim” sözleriyle kabul etmiştir.

Asırların tellallığını yaptığı bu muhabbet, ünsiyet ve sadakatinden kaybetmeden; resmi adı Devlet-i Aliye-i Muhammediye, Yavuz Sultan Selim’in “Allah rızası için tüm dünyayı fethetmek istiyorum” şeklinde dile getirdiği üzere davası İlahi Kelimetullah, ruhu Kur’an ve Sünnet, teşekkül ettiği bir ordunun adı Asakir-i Mansure-i Muhammediye olan, semasını ezan-ı Muhammedinin titrettiği bir medeniyetin bünyesinde uzun soluklu bir seyir ile canlılığını muhafaza etmiştir.

Onun ahlakı ile müsemma olunur ümidiyle ismi erkek çocuklarına verildiği gibi pak zevcelerinin ve kızlarının isimleri de kız çocuklarına verilmiş, Mehmet Akif’in “Gül devrini bilseydim onun bülbülü olurdum” dediği gibi, gül; Hz. Muhammed Efendimiz’in (s.a.v) remzi kabul edilmiştir.

Osmanlı sultanlarının peygamber sevgisi

Sünneti ihya etmek Osmanlı Sultanları için şahsi bir dini vecibe kabul edildiği gibi, tebaasına örnek olmak açısından da vazife telakki edilmiştir. Efendimiz’e (s.a.v) duydukları derin muhabbeti, gerek manevi içtenliklerinin söze yansımasıyla gerekse fiili icraatlarıyla belirtmişlerdir.

II. Beyazıt, “Kapının gedasıdır (dilenci) Adli onu reddetmez”; Kanuni Sultan Süleyman, “Gitmesin nam-ı şerifin bu dilimden derbedem” diyerek onu (s.a.v) dillerinden düşürmek istemezler. “Avn-i İlahi ve imdat peygamberi ile beldeyi düşman elinden alacağız” sözleriyle duasını kalkan edinen Yavuz Sultan Selim, Halifeliğin Osmanlı’ya geçişini sağlamakla yetinmemiş, “Biz mukaddes yerlerin hakimi değil hadimiyiz (hizmetçisi)” anlayışı ile de çabalarının amacını belirginleştirmiştir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethi öncesinde Rumeli Hisarını Muhammed ismi şerifinin Arapça yazılışına göre inşa ettirmekle yetinmemiş Mescid-i Nebevi’nin yapılışı sırasında Hz Peygamber’in (s.a.v) davranışını da örnek alarak taş taşımıştır.

“N’ola tacım gibi başımda götürsem daim kadem-i resmini ol Hazreti Şah-ı Rasul’ün, Gül-i Gülizar-ı nübüvvet o kadem sahibidir. Ahmeda durma yüzün sür kademine o gülün” kelimelerinin dizilişindeki güzelliği haline de edep tayin eden Sultan I.Ahmed sarığına taktırdığı sorgucun içine Peygamberimiz’in ayak izini resmetmiştir.

Abdestsiz yere ayak basmayı dahi ar kabul eden II. Abdülhamit Han, sevgi ve bağlılığının en güzel örneğini İslam birliği davasını sahiplenerek göstermiş, bu amaçla siyasi teşebbüslerde bulunmuştur. Bunun yanı sıra Kutsal mekanlara olan bağlılığın nişanesi olarak Hicaz ve Bağdat demiryollarını yaptırması yine İslam’a hizmet niyetinin ifadesi olmuştur.

Ehl-i beytin şeceresi korunuyordu

Hz. Peygamber’e duyulan muhabbet, onun (s.a.v) şahsına gösterilen hürmetle sınırlı kalmayıp Ehl-i Beytine hürmeti de gerekli saymıştır. Bu saygının bir belirtisi olarak, devlet sınırları içinde yaşayan Peygamber soyuna mensup Seyyid ve Şerifleri bir nizam içinde belgeleyip, bunların her türlü ihtiyaç ve hizmetlerini görmek, şecerelerini korumak için özel olarak “Nakibü’l Eşraflık” (Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) torunları soyundan gelen şerefli vekiller) kurumu oluşturulmuş, başına da Nakibü’l Eşraf adında bir memur atanmıştır. Huzur ve rahat içinde bir yaşam sürmelerini temin için her çeşit vergiden muaf tutulan bu kesime, zaman zaman cülus törenlerinde kılıç kuşattırılmış, sefere katılıp Nakibü’l Eşraf ile birlikte Hazreti Peygamber’in (s.a.v) sancağı dibinde yürüyen bütün Seyyid ve Şerifler sefer dönüşüne dek tekbir ve salavat getirmişlerdir.

Rasulullah’a hürmetin ve bağlılığın birer misali olan tüm bunlar zaman içinde farklılık arz etse de derinlik ve samimiyetinden kaybetmeden, sünnetine bağlılığı vazgeçilmez bir ünsiyet sebebi olarak gören, huzurlarında istikamet ve imani lezzet aradığımız Allah dostlarının gölgesinde bugün de varlığını devam ettirmektedir. Sadi’nin bir beytinde ifade ettiği gibi;

“Hz. Muhammed gibi bir kaptana sahip olan gemi yolcuları için gam da keder de yoktur.”





Yazıyı paylaşın: