ANA SAYFA      HAKKIMIZDA      ABONELİK      KÜNYE VE İLETİŞİM     

Aylık Aile Dergisi
ISSN 1306-0872
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
picturepicturepicturepicture
Mayıs 2011 68.SAYI
KALBİ TEMİZLEMENİN YOLU TÖVBE

M. Saki EROL kaleme aldı, BAŞYAZI bölümünde yayınlandı.


Tövbe işlenen günahların ardından pişmanlık duymak, Allah’a yönelmek, affedilmeyi talep etmek ve yapılan hatayı bir kez daha tekrarlamamaya niyet etmektir. Yüce Rabbimiz tövbe etmek konusunda müminlere sınırsız ikramda bulunmuş ve tövbe kapılarının her daim açık olduğunu bizlere müjdelemiştir. Rabbimiz tövbeyi ibadetlerin en efdalinden saymış, kemale ermek isteyen müminler için ilk basamak olarak tövbeyi koymuştur. Aynı zamanda tövbe etmek kul olmanın da bir gereği ve günahlardan arınmamız için şart olan bir ibadettir.

Bizler insan olarak kusurlu ve aciz varlıklarız. Bedenen ve manen temizlenmeye, arınmaya ihtiyaç duyarız. Nasıl ki bir kimsenin üstü kirlendiğinde değiştirir; eli, yüzü, vücudu pis olduğunda yıkayarak kirlerinden arındırmaya çalışırsa kalbin ve ruhun da böyle bir arınmaya ihtiyacı vardır. Bir kimsenin kalbini ve ruhunu kirlenen bir elbise gibi değiştirmesi mümkün değildir. O halde kalbi temizleyen, günah kirlerinden arındırıp pür pak eden başka bir yola başvurmak gerekir. İşte bu yol tövbedir.

TÖVBE ETMEDE ACELECİ OLUNMALIDIR

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayet ile tövbe etmemizi istemiş, bizi günahların ardından tövbe etmeye çağırmıştır. Allah Rasulü de (s.a.v) bu hususta çok hassas davranmış, tövbe etme konusunda ümmetini aceleci olmaya teşvik etmiştir. Bir ayet-i kerimede Cenab-ı Hak tövbe etmede aceleci olmamızı isteyerek şöyle buyurmuştur: “Allah katında makbul olan tövbe o kimselerin yaptığıdır ki, onlar cahillikleriyle bir kötülük işlediklerinde, acele olarak tövbe ederler. İşte Allah böyle kimselerin tövbelerini kabul buyurur.” (Nisa, 17)

Rabbimiz’in acele etmemizi emretmesi ve Allah Rasulü’nün de (s.a.v) bu konuda ümmetini teşvik etmesinin sebebi hiç şüphesiz insanın ölümün ne zaman geleceğini bilmemesidir.  Bir kimse hata ve günah işler ve bu işte ısrarcı olursa; “Nasıl olsa tövbe ederim, daha vaktim var” diyerek tövbesini ihmal ederse ecel geldiği vakit her şey için çok geç olabilir. Bu sebeple yapılması gereken öncelikli olarak hatalardan olabildiğince kaçınmak, bir hata işlendiği vakit de hiç geciktirmeden tövbe etmektir.

SON NEFESTE YAPILAN TÖVBE FAYDA ETMEZ

İnsan unutmamalıdır ki aldığı her nefes onun için bir fırsattır, lakin bu nefes onun son fırsatı da olabilir. Çünkü ölüm Allah Teala’nın takdiri ile ulaşınca ne güzellik ne gençlik ne de mala mülke bakmadan insanı alıp götürmektedir. Ve insan ölüm kapıya dayandığı vakit, canının çıkacağını anladığında tövbe ederse artık çok geç olacaktır. Yüce Rabbimiz bu hususu da Kur’an-ı Kerim’de “...kabul olunan tövbe, kötülükler yapıp edip de içlerinden birine ölüm gelip çatınca, ‘Ben şimdi
tövbe ettim’ diyenlerinki değil. Kafir olarak ölenlerinki de değil. İşte öylesi kimseler için çok acı bir azap hazırladık” (Nisa, 18) buyurarak açıklamıştır. Yani insanın artık başka çaresi kalmadığını anlayınca, tabiri caiz ise son anda kendini kurtarmak gayreti ile tövbeye sarılması bir şey ifade etmemektedir.

İNSAN SAMİMİ BİR NİYETLE TÖVBE ETMELİDİR

Bunun yanı sıra tövbe hususunda dikkat etmemiz gereken bir diğer nokta da yaptığımız tövbede samimi olmamızdır. İnsan bir hata için tövbe etse, sonra o hatayı yine yapsa; sonra yine tövbe edip tekrar yapsa ve bunu sürekli olarak tekrarlasa; bu, o kimsenin samimi bir şekilde tövbe etmediğini gösterir. Kişi günahına tövbe ederken ihlasla ve samimiyet ile “Bir daha yapmayacağım” diye niyetlenmelidir. Ve elinden geldiğince de bu niyetine uyma gayretinde olmalıdır. Tövbesine sadık olamazsa elbette ki tekrar tövbe edecektir. Yalnız dikkat etmesi gereken “Nasıl olsa Allah affeder, yapayım da sonra tövbe ederim” diyerek yola çıkıyor ve bu düşünce ile tövbe ediyorsa bu tövbe samimi değildir.

Unutulmamalıdır ki Rabbimiz’in rahmeti engindir. O isterse olmayacak hiçbir şey yoktur. Bu sebeple mümin günahından ötürü umutsuzluğa kapılmamalı, her daim kalbini uyanık tutmalı, günaha düştüğü vakit de derhal tövbe kapısına sarılmalıdır. Ancak bu şekilde kalplerimiz günah kirlerinden arınır ve Allah rızası için yol almamız çok daha kolay olur.





Yazıyı paylaşın: