Peygamber (s.a.v) Hürmetinin Nişanı Bir Kurum Nakibü’l Eşraflık

Bu topraklar Müslüman toprağıdır. Bu topraklarda Peygamber’i (s.a.v) seven kalpler atar. O’na hürmet duyan gönüller yaşar. Bu sevgi ve hürmet iledir ki evlatlarını emanetimiz biliriz. Yolunu, yolumuz bildiğimiz gibi...​

ZEHRA KORKMAZ

Peygamberim, Rabbim adını adı ile birlikte yazdı.

​Seni sevmeyi imanın şartı saydı.

​Sana itaati ibadet yazdı.

​Biz de öyle bildik, öyle inandık, öyle sevdik, öyle hürmet gösterdik.

​Sen yoksun belki gözlerimizin gördüğü sınırlı yerlerde lakin evlatların var.

​Senin evladın diye sevdik, hürmet gösterdik, başımızın tacı eyledik.

​İnancımızda hiçbir kimse ya da zümre ayrıcalıklı değildir. Herkes kanunlar ve hukuk önünde eşittir. Buna mukabil İslam tarihinde Hz. Peygamber’e (s.a.v) duyulan sevgi ve muhabbet vesilesi ile Evlad-ı Rasul’e de ayrı bir sevgi ve muhabbet beslenmiş, ayrı bir hürmet gösterilmiştir. Evlad-ı Rasul’e gösterilen bu hürmet ve tanınan ayrıcalıklı tavır aynı zamanda Evlad-ı Rasul’ü, peygamberi ahlaka uymayan tavır ve davranışlardan koruyan bir kalkandır.

​Hz. Peygamber’in (s.a.v) kızı Hz. Fatıma ile Hz. Ali’nin soyunu devam ettiren nesil, Evlad-ı Rasul olarak takip edilen bir nesildir. Bu nesli devam ettiren kişiler İslam dünyasında “seyyid” ve “şerif” olarak nitelendirilmişlerdir.

“Seyyid” kelimesi efendi, malik, faziletli, kerim gibi manalara gelmektedir. Aynı zamanda önde gelen, öncü olan, kavminin sıkıntılarına tahammül gösteren gibi manaları da ihtiva etmektedir. “Şerif” ise nesep yolu ile bir üstünlüğe ve ululuğa sahip kişi anlamındadır. Ekseriyetle Peygamber Efendimizin (s.a.v) torunlarından Hz. Hasan’ın soyundan gelenler “Şerif”, Hz. Hüseyin’in soyundan gelenler ise “Seyyid” olarak nitelendirilse de bu ayrım çok kat’i ve kesin olmamış, bu kelimeler çoğu zaman birbirlerinin yerine kullanılmıştır. Hem anne hem de baba tarafından Hz. Ali’nin soyundan gelenlere de “Seyyidü’s Sadat” denilmiştir. (Allah onlardan razı olsun.)

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi KASIM 2019 sayısında.