“Yoktur Nazar Olsa Bu Cihanda Ne Ki Var”

Bir varmış, bir yokmuş” diye başlar ya masallar… Aslında masal değil, hakikatin ta kendisidir bir var olup bir yok olmak. Yeryüzünde varlık bulan her şey yok olmaya mahkumdur.

ELİFE ATEŞ

Bir varmış, bir yokmuş” diye başlar ya masallar… Aslında masal değil, hakikatin ta kendisidir bir var olup bir yok olmak. Yeryüzünde varlık bulan her şey yok olmaya mahkumdur. Zira eşyanın hakikatidir yok olmak. Bu hakikatin erenler farkındadır, onlar da ölmeden evvel ölmüşlerdir zaten. Bu ay erenlerden pek sevdiğim bir zatı şu sayfacağızıma misafir etmek isterim. Şeyh Galip dedem… Bu muhterem zat edebiyatımızın pek kıymetli şairlerindendir hatta Divan edebiyatının en tepe noktaya kendisiyle ulaştığı söylenir. Başlıkta yer verdiğim mısra da kendisinin bir rubaisindendir. Rubai ne mi? Şu aşağıda yazacağım manzume tam bir rubai örneğidir. Arapça “reb’a” yani “dört” kelimesinden gelir. Dörtlük demektir. Aslında siz Arapça dördü “dördüncü” anlamına gelen “Rabia” isminden de yakinen tanırsınız. Arapça lisanı pek bir latiftir vesselam. Buyurun mevzubahis rubaiye:

“Yoktur nazar olsa bu cihanda ne ki var

Var yokdan olup yokluğa geldi tekrar

Var var bula gör anı ki yok yok Allah

Yoklukta bulundu yoğ imiş var ise yar”

PAMUK ŞEYH

Şeyh Galip dedemizin asıl ismi Mehmet’tir. Edebi sohbetlerine çokça katıldığı hocası Hoca Neşet tarafından kendisine “Esad” mahlası verilmiştir.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi EYLÜL 2019 sayısında.