Müslüman Olarak İlk Görevim Namaz Kılmayı Öğrenmekti

“Acaba namaz kılmayı hakkıyla öğrenebilecek miyim?” Bu duygunun aynısını, araba sürmeyi öğrenmeye çalıştığım süreçte de hissetmiştim. Sahi, neden aynı duygular içerisindeydim?

MARYAM TER VALKENHEUL

Otuz iki yıl önce ihtida etmiş (hidayete ermiş) bir Müslüman olarak ilk büyük görevim günde beş kez namaz kılmayı öğrenmekti. Bunun için sahip olduğum iki şey vardı: eşim ve bir ilmihal kitabı. Elimden gelenin en iyisini yaptığıma inanıyorum. O günlere dair hatırladığım şey, içimdeki korku ve endişe duygusuydu: “Acaba namaz kılmayı hakkıyla öğrenebilecek miyim?” Bu duygunun aynısını, araba sürmeyi öğrenmeye çalıştığım süreçte de hissetmiştim. Sahi, neden aynı duygular içerisindeydim? Çünkü her iki süreç de aynı karmaşık öğrenme durumlarını barındırıyordu.

Araba kullanmak, trafik kuralları konusundaki bilgilerinizi fiziksel davranışlarınızla birleştirmenizi gerektiren çok bileşenli bir iştir. Gözlerinizi, ellerinizi, ayaklarınızı aynı anda kullanmanız ve üstüne üstlük trafik işaretlerini gözetip tüm kuralları uygulamanız gerekir. İlk başlarda her şey olması gerektiği gibi ilerlemez. Arabanız yolun ortasında birden durur, yanlış vites kullanırsınız, sinyal lambalarını açmayı ya da aynalara bakmayı unutursunuz. Terler alnınızdan aşağı süzülürken panik içerisinde kendi kendinize sorarsınız: “Araba kullanmayı öğrenebilecek miyim?” Fakat sonraları, öğreticinizin de yardımıyla yavaş yavaş “yapabilirim” duygusu hakim olmaya başlar. Aracınızı otomatik olarak kullanmaya az çok başlamışsınızdır. Hatta bunu yaparken etrafınızda akıp gitmekte olan trafiği dahi takip eder hale gelmişsinizdir. Ve bir gün, bir ehliyete hakkıyla sahip olmanın gururunu yaşarsınız.

Namaz kılmak da özünde birçok şeyi barındıran bir iş. Öğrenmek ve öğrendiklerinizi hayata geçirmek durumundasınızdır. Zamanında protestan bir hristiyan olarak yaptığım ibadet gayet basitti. İstenilen zamanda yapılabiliyordu.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi EYLÜL 2019 sayısında.