En Güzele En Güzel Çağrı: Ezanlar

Ezan, işlev anlamında namaza çağırırken aynı zamanda İslam’ın üç temel ilkesini haykırmaktadır. Bunlardan biri Allah’ın varlığı ve birliği ilkesidir. Diğeri Hz. Muhammed’in (s.a.v) Allah’ın kulu ve elçisi olduğu ilkesidir. Üçüncüsü ise kurtuluş reçetesidir. “Namaza sarılın ki felaha eresiniz” der ezan.

ZEHRA KORKMAZ

En güzeli duyurmaktır ezan,

Gönülden gönle bir çağrıdır.

Duyan kulaklardır belki ama hisseden gönüllerdir.

Ezan; sözlükte bildirmek, çağrıda bulunmak, duyurmak, ilan etmek gibi manalara gelmektedir. Müslümanlar için farz namazların vaktinin geldiğini belirli sözlerle duyurmayı ifade etmektedir.

Namaz, Mekke döneminde farz olmuştur lakin Hz. Peygamber (s.a.v) Medine’ye hicret edinceye kadar namaz vakitlerini halka duyurmak için bir yol düşünülmemiştir. Medine döneminde de ilk zamanlar namaz vakti geldiğinde sokaklarda  “Es-salah, es-salah!” (Namaza, namaza!) diyerek çağrıda bulunulmuştur. İslamiyet’in hızla yayılmaya başlaması ve Müslüman sayısının artması, namazın vaktini bildirmek için Müslümanlara özgü bir nida ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.

Bir nida aranmaktadır, Müslümanca

Dili tevhit dili bir nida

Özü tevhit bir nida

Yere göğe haykıran “Allah bir”

Gönüllere işleyen “Allah bir”

O ne bir çan olabilirdi, ne bir boru, ne ateş

O bir nida olmalıydı, “Allah bir”

Yere göğe haykırmalıydı tevhidi.

Bu arada Hz. Peygamber’in (s.a.v) arkadaşlarından Abdullah b. Zeyd’e (r.a) rüyasında ezan cümleleri öğretilir. Abdullah b. Zeyd (r.a) koşarak gelir, anlatır rüyasını. Hz. Peygamber (s.a.v) de Hz. Bilal’e (r.a) ezan cümlelerini tekrarlatır. Bu esnada Hz. Ömer (r.a) gelir, aynı rüyayı o da görmüştür. Böylelikle namaza çağrı bulunmuştur.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi EYLÜL 2019 sayısında.