Zimem Defteri “Silin Borçları”

Borcu ödeyen de borcu ödenen de kimdir bilinmez. Maksat tanınmak, bilinmek, borcunu ödediği kişiye minnet yüklemek değildir. Yapılan hayırdır, yapan bir hayırseverdir. Beklentisi kuldan değil yaratandandır.

HURİYE KARNAP 

Dünya var olalı beri eksilmedi “Ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölse bana ne!” diyenler. Bunun aksine yine hep oldu, “Ben keyif içindeyken başkasının zor durumda olmasına katlanamam” diye düşünenler. Lakin eskiden daha çoktu sanki bu erdemli insanlar.

Siteler ve o sitelerde ikamet edip birbirini tanımayan insanlar yoktu eskiden. Cebinizde paranız yoksa hiçbir şey satın alamayacağınız AVM’ler, süper marketler de yoktu. Bugünkü kadar garip değildi halimiz vesselam! Hissesi çok, izahı net, şöyle diyelim kısaca: Eskiden mahalle kültürü vardı. Herkes birbiriyle ilgilenir; bakkal, manav, kasap işletenler aileden biri sayılırdı. Bakkaldan, manavdan, kasaptan evin ihtiyaçlarını gideren beyler “Deftere yazar mısın, ay sonunda ödeyeceğim” deyip evine dönerdi. “E, ne olmuş yani? Bedava vermedi ya, yine ödeyecek aldığını” deyip geçmeyelim. Faizsiz, temiz bir şekilde, insanın borcunu eli rahatlayınca ödemesi ne güzeldir. Ötesi de var üstelik, zimem defteri diye anılan…

Hani bir deyiş vardır; “Keramet onda değil, onun hakkında düşündüklerindedir” misali. Bu minval üzere zimem defterinin ne olduğu değildir asıl mevzu. Zira sadece bir borç yani veresiye defterinden ibarettir zimem defteri. Alışveriş yapılır, deftere ismin ve karşısına borcun yazılır. Keramet bundan sonra başlar.

Ekseriyetle Ramazan ayında olmakla birlikte sair zamanlarda da zenginin biri bakkal, kasap, manav dolanır. Bu iş için ayırdığı parayla girer bu dükkanlardan birine. “Çıkar şu zimem defterini, aç rastgele bir sayfa, kaç liradır borç?” der. 

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi EYLÜL 2019 sayısında.