Milletimize Özgü Davranışlar

Muhabbet başlangıçlarının rutin sorularındandır “Memleket neresi?” ve tüm dünya için bir sohbet vesilesidir ama Türklerde durum çok farklıdır. Şöyle ki, Türk insanı karşısındaki kişiyi önce memleketine göre bir tartar.

AYŞENUR USLU

Merhaba sevgili okuyucularımız, bu ay sizlerle hepimizin okurken satırlarda kendini göreceği keyifli bir konuyu işleyeceğiz: “Milletimize Özgü Davranışlar.”

İz Bırakmak: Aslında herkes ardında kendisinin anılmasına vesile olacak bir iz ya da hatıra bırakmak ister. Unutulmamak adına son derece anlaşılabilir ve insani bir istektir bu. Aşık Veysel’in de dediği gibi, “Dostlar beni hatırlasın”… Ancak bu haklı ve mantıklı istek ülkemizde çoğunlukla etrafı çevrilerek korumaya alınmış, yeni beton dökülmüş ıslak zemine basarak ayak izini çıkarmak ya da bir çubuk yardımıyla adının harflerini betona yazmak şeklinde tecelli eder. Zaman içinde teknolojinin de imkanlarıyla bu iz bırakma çabası çok farklı çeşitlenmelere de gitmiş; hatta graffiti adında bir sanata da zemin olmuştur. Sonuç itibariyle Ashab-ı Kehf mağarasından Eyfel kulesine kadar dünyanın her yerinde, Türk milletinin izlerine rastlayabilirsiniz.

Senkronize Olmak: Türk milletine has en büyük özelliklerden biri de yiyecek ve içecek konusunda gözlemlenir. Yurdum insanı içeceğinin son damlasını yiyeceğinin son lokmasına denk getirir sevgili dostlar, bunu yapamayan asimile olmuştur yahut kollektif bilinçsiz kalmıştır. Öyle ki ayranın son yudumu ile dönerin son lokmasını denk getiremeyenlere şüphe ile yaklaşılır.

Tiki Tetiklemek: Tik bazı hassasiyetler içeren tepkiler tekrarıdır. Bazı gıda maddelerine yahut el çırpma gibi hareketlere vücudun akıldan habersiz refleks geliştirmesi şeklinde ortaya çıkar. Türk insanının en büyük eğlencesi hatta vazgeçilmezi tikle eğlenmektir. Karşısındaki insanı ne kadar zor durumda bırakırsa bıraksın, ülkemizde çok yaygın bir şakalaşma türüdür tikletmek.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi EYLÜL 2019 sayısında.