Kendini Dinlemek

Modern şehir hayatının yorucu temposunu bilmeyenimiz, kalabalıklar içinde hissedilen o yalnızlığı ve kaybolmuşluğu yaşamayanımız yok.

DR. HÜSEYİN OKUR

Modern şehir hayatının yorucu temposunu bilmeyenimiz, kalabalıklar içinde hissedilen o yalnızlığı ve kaybolmuşluğu yaşamayanımız yok. Bir kaçış yolu arıyor, çoğu zaman kısacık zaman dilimlerine sığdırılan ezberlenmiş tatil anlayışıyla dinlenmenin fırsatını kolluyoruz. Ne var ki gün geçtikçe uzaklaştığımız iç sesimizi yeniden bulmak, koşturmayla geçen tatillerde pek mümkün olamıyor. Hatta bu tatiller stresin, yorgunluğun ve pişmanlığın kaynağı da olabiliyor. Zaten araştırmalar da günümüz tatil anlayışının insanları dinlendirmekten ziyade kaçtıkları buhrandan bir başka buhrana götürdüğünü söylüyor.

Esasında tatil gereksiniminin temelinde yatan neden, insanın kendisiyle az da olsa baş başa kalma ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç yeni bir şey olmamakla beraber çoğu zaman farkına varılamayan, tespit edilmediğinden çözüm yollarına da gidilemeyen bir derin problem niteliğinde. Halbuki eskiler, mahiyetleri biraz farklı olmakla birlikte tefekkür, teemmül, tedebbür, uzlet, halvet, murakabe gibi yollarla; bir anlamda kendini hesaba çekmek de olan “özü dinlemenin” ve “faydalı yalnızlığın” nasıl temel bir ihtiyaç olduğunu bilmişler. Bu ay Afra Arslan, “Bir İhtiyaç Olarak Yalnızlık” başlıklı kapak yazısıyla bize bu ihtiyacımızı, “kendini dinleme”yi hatırlatıyor; insana faydalı olan yalnızlığı, nicedir iç sesine kulak vermeyen, yorgun şehir insanlarını kısacık bir teneffüse davet etmek için kaleme alıyor. İstifade etmeniz ümidiyle…