Bir İhtiyaç Olarak Yalnızlık

Her şeyden her an haberdarız ve tüm bu bilgi bombardımanı altında biraz kendi halimize kalmaya; TV, telefon, bilgisayar ekranlarından hatta kitap okumaktan bile uzaklaşarak yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyoruz. Bu ihtiyaç sağlıklı kararlar verebilmek, kendimizi tanımak, ne için yaşadığımızı düşünmek, arınmak ve insan kalabilmek adına oldukça önemli.

AFRA ARSLAN

Çaresiz Ev Kadınları isimli dizideki beş çocuklu karakter Lynette Scavo’nun burasına gelmiş ve arkadaşına yaşlı gözlerle haykırmıştı: “Çok yalnızım, öylesine yalnızım ki… Ama asıl sorun şu ki asla yalnız olmamam!” Yalnız, yapayalnız olma ama yalnız kalamama halini tüm doğallığı ile aktaran sahnelerden biridir bu. Etrafında sürekli kalabalık bulunan ancak ruh arkadaşı olmayan bir annenin yalnız kalma ihtiyacı… Kendisini kimsenin anlamadığını düşünen bir ergenin odasının kapısını kapatıp yalnız kalma ihtiyacı… Sanatkarın içindeki sanatı ortaya çıkarabilmesi için duyduğu yalnızlık ihtiyacı… Öğrenme sürecindeki insanın kendisiyle kalma gerekliliği… İnsanın, ömrünün farklı zamanlarında ihtiyaç duyduğu yalnızlık, bazen bir adım öteye gidebilmesi için en elzemidir. İnsanın kendisine geri dönüp parçalarını tamir etmesi, onları eline alıp vecd ile incelemesi ve yine yerine yerleştirmesi, kendisini yeniden inşaa etmesi ve ruhunu dinlendirmesi için ihtiyacı olan pek tabii bir insan olma halidir. Nitekim iç dünyasına yönelip tefekkür ile edindiği o hali ruhuna gıda olarak verebilen insanlar, var oldukları dünyayı özleriyle temaaşa etmeyip kendilerini süregelen bir sosyalleşmeye maruz bırakan insanlara nazaran daha sükunetli bir yolculuktadırlar.

Son yıllarda her köşe başından, dergi kapağından, psikologların Instagram paylaşımlarından fırlayıp yüzümüze çarpan “mindfulness” kavramı, “bilinçli farkındalık” halini tecrübe etmenin gerekliliğiyle tanıştırıyor bizleri. Bizcesi tefekküre karşılık gelen faydalı yalnızlık, bilinçli farkındalık ile yaşamayı öğrenmemizi salık veriyor. Bilinçli farkındalık anından paylaşılan postlar ile gerçekten “an”da kalabilmek durumu arasında ise ironik bir korelasyon var. Hiç sıkılmadan, kendileriyle kalmayı tecrübe etmeden büyüyen çocuklarımıza an’da kalabilmeyi öğretmeye çalışıp onları “mindfulness” aktivitelerine katmaya çalışırken, her defasında daha fazla bilgi bombardımanına tutuyoruz kendimizi. Oysa asıl bilmenin yalınlaşma ve arınma ile bir ilgisi var, bu noktada kaçak veriyoruz.

Hangi Yalnızlık?

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi EYLÜL 2019 sayısında.