Kurban Fıkhı

Hz. Peygamber (s.a.v), Kurban Bayramı’nda, Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez, Allah katında makbul olacağını ve kurban edilen hayvanın her bir parçasının kişinin hayır hanesine kaydedileceğini ifade etmiştir. (Tirmizi, Edahi, 1)

DR. HÜSEYİN OKUR

Kurban ve fıkıhtaki kullanımıyla uhdiye, dini bir terim olarak ibadet maksadıyla belirli bir vakitte belirli şartları taşıyan hayvanı usulünce boğazlamak ve yine bu şekilde boğazlanan hayvan demektir. Kurban bir ibadet olması sebebiyle, hem bu ibadeti yerine getirecek kimsede hem de kesilecek hayvanda birtakım şartların bulunması gerekmektedir. Zira ibadetlerin kuralları naslarla bildirilmiştir.

Kurban kesmek; akıl sağlığı yerinde, büluğa ermiş (ergen olmuş), dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve mukim olan her Müslümanın yerine getireceği mali bir ibadettir. Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80.18 gram altın veya değerinde para/eşyaya sahip olan kimselerin kurban kesmesi gerekir. Ayrıca kurban mükellefiyeti için aranan nisabın üzerinden, zekatın aksine bir yıl geçmesi şart değildir.

Kurban Kesmek Yerine Sadaka Vermekle Bu İbadet Yerine Getirilmiş Olur Mu?

Her ibadetin bir yapılış şekli vardır. Kurban ibadeti de ancak kurban olacak hayvanın usulüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilebilir. Bedelini infak etmek suretiyle, kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz. Zira hayvanın kesilmesi bu ibadetin rüknüdür. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v) de kurban meşru kılındıktan sonra her yıl bizzat kurban kesmek suretiyle bu ibadeti yerine getirmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.v), Kurban Bayramı’nda, Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağını ve kurban edilen hayvanın her bir parçasının kişinin hayır hanesine kaydedileceğini ifade etmiştir. (Tirmizi, Edahi, 1)

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi AĞUSTOS 2019 sayısında.