Hakk’a Güven Halka Güven

Güven; kristal bir vazo gibidir, kırılınca tamiri pek mümkün olmaz. Bu ailede de böyledir, sosyal hayatta da... Fakat bu; her hayal kırıklığında, her hatada, her uyuşmazlıkta ilişki berhava edilmeli demek değildir. Sevgi en büyük onarıcıdır. Eşler arasında güveni oluşturan sevgidir. Kişi sevdiğine eksiklik yakıştırmaz. Sevdiği kişi aynı zamanda güvendiği kişidir. Ama sevgi tek başına yetmez. Saygı gerekir.

ATİLLA PAMİRLİ

“Kimseye güvenim kalmadı”, “Bu devirde kime güveneceksin?”, “Kime güvendiysem, kazık yedim.” Buna benzer cümleleri her gün söylüyoruz, duyuyoruz. Demek ki pek “güven”de değiliz. Zaten dilimizde “güven” değil, “güvensizlik” bildiren atasözleri daha fazladır. Mesela: “Güvendiğim dağlara kar yağdı”, “Güvenme dostuna, saman doldurur postuna”, “Akan suya inanma, el oğluna güvenme”…

Mümin emin insandır, güvenilirdir. Ancak yapılan araştırmalarda, insanlara güvenin az olduğu ülkeler arasındayız. Sadece insanlara değil, kurumlara da… Nitekim onları da insanlar kuruyor, çalıştırıyor. Kısacası kurumlara güvensizlik de aslında insanlara güvensizliktir. İçinde yaşadığımız güvensizliği anlamak için günlük hayatımıza baksak yeter. Öyle bir toplumuz ki bir tanıdık bulmadan bir mobilyacıya veya araba tamircisine gidip girmeyiz. Neden? Çünkü herhangi bir dükkana girsek kazık yiyeceğimizi, bozuk mal satılacağını, üstünkörü iş yapılacağını, paramızla rezil olacağımızı tahmin ediyoruz. Aynı şey hemen hemen her meslek için geçerli. Bunun temelinde ahlâki değerlerimizi unutmamız yatıyor. Kimse ahlâksız bir kişiye veya kuruma güvenmez. Güvensizlik ahlâksızlığı, ahlâksızlık da güvensizliği üretir. Demek ki güvensizliğimizin sebepleri yalancılık, aldatma, ikiyüzlülük, tamah gibi görünse de tektir: Ahlâksızlık.

Güvenilir İnsan, Dosdoğru Olandır

Bugün kimse kimseden, yapılan işten, başına gelecekten emin değil. Burada “güven” kavramının ikizi olan başka bir kavramı görüyoruz: Emniyet. Tevhid kavramları bir asırdan beri öylesine yıkılıyor ki bugün “emniyet” desek aklımıza sadece polis gelir. Oysa Rasulullah Efendimizin (s.a.v) delikanlılığından vefatına kadar lakabı herkes için “el-emin” idi. Peki bugün biz ümmetinin lakabı ne? Efendimiz (s.a.v) buyurmuş: “Müslüman elinden ve dilinden herkesin emin olduğu kişidir.” (Nesai, İman, 8) Peki bu hadis karşısında bizim durumumuz ne?

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi AĞUSTOS 2019 sayısında.