Burak’ın Buzları Nasıl Eridi?

Nöbet görevimi yerine getirdiğim bir gün, karşımdan gelen Burak, yanından geçecek olan kız öğrencilere gülümsüyordu. Nereden bilebilirdim ki bu gülümsemenin sahte olduğunu…

CEZMİ EŞELİOĞLU

Her şeyin ilki farklıdır hayatımızda fakat yaşadıktan sonra bazı ilkleri unutur yolumuza devam ederiz bazısını da hiç unutamayız. Bazen bir bardak çay içerken bazen de bir yolculuk sırasında gelirler aklımıza. Ya gülümsetir bizleri bu anılar ya da derin bir üzüntü kaplar ruhumuzu. Yaşananlar her ne kadar geride de kalsa, zaman zaman gelir kurulurlar aklımızın orta yerine…

Van ilinin Özalp ilçesinin Sağmalı beldesinde çalışıyordum. Büyük bir okuldu. İlkokul ve ortaokul beraberdi. Okula yeni geldiğim için gerek çevre hakkında gerekse öğrenciler hakkında fazla bir bilgiye sahip değildim. Kısa zamanda duyduklarımla yetiniyordum. Nöbet görevimi yerine getirdiğim bir gün, karşımdan gelen sekizinci sınıf öğrencisi Burak, yanından geçecek olan kız öğrencilere gülümsüyordu. Nerden bilebilirdim ki bu gülümsemenin sahte olduğunu… Kız öğrenciler tam yanından geçerken sağ elini yumruk yaptı ve öyle sert bir şekilde kızların kafasına vurdu ki anında yere yığıldılar. Burak ise hiçbir şey olmamış gibi gülerek uzaklaşıyordu. Onu okul müdürümüzün odasına götürdüm. Müdür Bey, Burak’a yaptıklarının doğru olmadığını söyleyip onu odasından gönderdikten sonra bana Burak hakkında bilmem gerekenleri anlattı. Onun bir kaynaştırma öğrencisi olduğunu tahmin ettiklerini lakin ailesi ilgilenmediği için henüz bir raporunun olmadığını söyledi. Diğer öğretmen arkadaşlar da Müdür Bey’in söylediklerini tasdik ettiler; hatta daha fazlasını anlattılar. Anlaşılan hiç iyi bir iş yapmamıştım Burak’ın işine karışarak.

“Eğer Ben Burak’ı Tanıyorsam, Senin Arabayı Bu Akşam Mahveder!”

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi AĞUSTOS 2019 sayısında.