“Garazum Işkdan Hakikatdür”

Elmas madenini bilir misiniz? Kendisi dünyadaki en sert maddedir. Böyle olması hasebiyle her şeyi çizebilme yetisine sahiptir. 3547 derecede erir.

ELİFE ATEŞ

Elmas madenini bilir misiniz? Kendisi dünyadaki en sert maddedir. Böyle olması hasebiyle her şeyi çizebilme yetisine sahiptir. 3547 derecede erir. Ölçü birimi karattır. Pırlanta da elmasın 57 açılı halidir. Çok değerlidir. Şimdi de petrolü düşünün, o da elmasın tam tersi bir elemandır. Kendisi sıvı olur. Elmas hiçbir şekilde yanmazken petrol fevkalade yanıcıdır. Birbirine taban tabana zıt bu iki elemente baktığınızda ise özlerinin yani esaslarının aynı olduğunu görürsünüz: Karbon… Sureten farklı olsalar da “esas”en aynıdırlar. Kömürün de elmas ve petrol kardeşlerin ortancası olduğunu, kendisinin de özünün karbon olduğunu zaten biliyorsunuz diye düşünmekteyim. Öyle ise asıl mevzuya geçeyim. Dışarıdan elmas, kömür, petrol vesaire gibi muhtelif suretlerde görünen eşyaların hakikati aynı olduğu gibi insan evladının da hakikati aynıdır. Muhtelif renklerde, görünüşlerde, cinslerde zuhur etmişlerse de her ademoğlu halifetullah (Allah’ın yeryüzündeki halifesi) olmaya aday bir eşref-i mahlukattır. Nesimi Dedemiz bu durumu şu beytiyle ne güzel de özetleyivermiştir:

“Suret-i kesretle olmış muhtelif

Cümlesinün zatı birdür çün elif”

(Her şeyin zatı elif harfi gibi birdir. Kesret görüntüsüyle çeşit çeşit olmuştur.)

Hani Yunus Dedemiz de “Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun” buyuruyor ya, eşyanın sureti kovan gibi olsa da özü baldır. Dert dert gibi görünse de özü dermandır. Şüphe şüphe gibi gibi görünse de mutmainliğe giden ilk adımdır. Biz de Yunus Dedemizi kendi sözleriyle yad edelim: “Yunus ne hoş demişsin, bal ü şeker yemişsin.”

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi TEMMUZ 2019 sayısında.