Ezanın Şiirle Buluştuğu Dizeler Şiirlerimizde Ezan

“Yağsın ezanlardan nur demet demet Minareler kalem, gökyüzü senet” Abdurrahim Karakoç

ZEHRA KORKMAZ

Bir sesleniş ki imanın aksi

Bir nida ki imanın haykırışı

“Bu seslenen Müslüman’dır” diyen

“Bu topraklar, bu nidanın yankılandığı, aksi seda bulduğu bu topraklar, Müslüman toprağıdır” diyen

Gönlümde her daim aksi seda bulmasını istediğim ey

Topraklarımdan dinmesini istemediğim ey

Ezanım ey, kuşandığım ey

Dalga dalga yayıldığında sen, Mekke’yi fetheder gibiyimdir,

Medine’ye hicret eder gibi

İlk ezanı tekrar dinler gibiyimdir.

Şiir Hali

Şiir bir şuur halidir; lakin farklı bir bilinç halidir bu. Çünkü farklı bir boyutta olma ve o boyuttan seslenme halidir şiir. İçinde bulunduğun andan, içinde bulunduğun durumdan sıyrılma halidir. Tabii anlattığımız şiir başkadır, öyle bildiğimiz kelamlardan değildir. Yunusça bir kelamdır ki “Dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevlam seni” dediğinde dağların ve taşların zikrine katılma halidir. Mevlanaca bir kelamdır ki “Gel” der, “Ne olursan ol, gel.” İşte, zaman ve mekandan sıyrılan o söze gelir insanlar.

“Bir dur” der şiir, “sıyrıl”

Şiirle ezan belki buluşur bu yerde

Şairle ezan buluşur ve minareler kalem olur gökyüzüyle imanımızın senedi imzalanır.

“Yağsın ezanlardan nur demet demet

Minareler kalem, gökyüzü senet” (Abdurrahim Karakoç)

Şiir ki nasıl sıyırır andan ve mekandan gerçekten şiir yazanı ve gerçekten şiir okuyanı, ezan da sıyırır andan ve mekandan, içindeki alemi unutmayanı ve ezanı gerçekten duyanı. “Bu gidiş nereye?” der. Bir dön ve bak kendine, bir dön ve bak kalbine.

Öyle okunsun ki o ezan, okşasın gönülleri. Allah Rasulü’nün (s.a.v) dediği gibi: “Ey Bilal rahatlat bizi.” (Ebu Davud, Edep, 86)

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi TEMMUZ 2019 sayısında.