Namaz Fıkhı: Namazın Vacipleri

Ta’dil-i erkan, namazın rükünlerini düzgün, yerli yerinde ve düzenli yapmak demektir. Ta’dil-i erkana yakın anlamda kullanılan “tuma’nine” kelimesi, yapılmakta olan rükne hakkının verildiğine kanaat getirilmesi ve yapılan işin içe sinmesi halini ifade eder ki ta’dil-i erkana riayetin sonucudur.

DR. HÜSEYİN OKUR

Namazın farzlarının yanı sıra vacipleri de vardır. Hanefi fıkıh alimlerinin vacip olarak kabul ettikleri hususların bir kısmı diğer mezheplere göre farz, bir kısmı da sünnet olarak kabul edilmiştir. Bu vaciplere riayet edildiği zaman namazın farzları tamamlanıp noksanları telafi edilmiş olur. Hanefilere göre vaciplerden birini unutarak terk eden ya da geciktiren kimsenin namazın sonunda sehiv secdesi yapması gerekir ve bu secdenin hükmü de vaciptir. Vaciplerden birinin kasten terk edilmesi halinde, namazın yeniden kılınması gerekir.

Hanefilere göre namazın vacipleri şunlardır:

1. Namaza başlarken yalnız Allah ismiyle yetinmeyip büyüklüğü ifade eden “ekber” sözünü de ilave ederek başlamak.

2. Fatiha suresini okumak. “Fatiha’yı okumayan kimsenin namazı yoktur” (Tirmizi, Mevakit, 69) hadisini Hanefiler “Sevabı, fazileti eksik olur” şeklinde anlamışlardır.

3. Farz namazların ilk iki rekatında; vacip, sünnet ve nafile namazların her rekatında Fatiha’dan sonra kısa bir sure veya buna denk miktarda ayet veya ayetler okumak. Sure eklemek anlamına gelen “zamm-ı sure” diğer mezheplerde sünnettir. Bu konuda Ebu Said el-Hudri şöyle demiştir: “Biz namazda, Fatiha ile birlikte kolayımıza gelen ayetleri okumakla emrolunduk.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, III, 2)

4. Fatiha’yı zamm-ı sureden önce okumak.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi HAZİRAN 2019 sayısında.