Namazın Şartları ve Rükünleri

Tam ve mükemmel bir secde yedi aza üzerine yapılan secdedir. Peygamberimizden nakledilen bir hadiste, bu azaların yüz (alın ve burun), iki el, iki diz ve iki ayak parmakları olduğu belirtilmiştir.

DR. HÜSEYİN OKUR
Rüku

Namazın bir rüknü olan rüku, eller dizlere erecek şekilde öne doğru eğilmek demektir. Asgari ölçü kişinin ellerinin dizine ulaşmasıdır. Kıraat bittikten sonra eğilerek rükuya varılır, baş ile sırt düz tutulur ve eller dizlere kadar varır ve dize dayanılır. Ayakta namaz kılan kimsenin rüku için yalnız başını eğmesi kafi gelmez; vücuduyla bir miktar da olsa eğilmesi gerekir. Oturduğu halde namaz kılan kimsenin, rüku ederken alnı dizlerine paralel olacak derecede sırtını eğmesi (ima) gerekir.

Rükuda bulunuyor gibi kambur olan kimsenin rükusu başını biraz eğmekle olur. Kamburluğu rüku sayılmaz. İmama rüku halinde yetişen kimse, ayakta iftitah tekbiri alıp ondan sonra rükuya gider. Bu tekbiri rükuya yakın vaziyette alırsa namazı bozulur, imama uymuş olmaz.

İmam henüz rükuda iken yetişip de ona uyarak rükuya varan kimse, o rekatı imamla kılmış sayılır. Fakat bir insan, imam rükuda iken tekbir alıp da imam rükudan kalktıktan sonra rükuya gitse, o rekata yetişmiş sayılmaz, bir rekatı kaçırmış olur. Kaçırdığı rekatı namaz sonunda imam selam verdikten sonra tek başına kılar.

İmama uyan kimse, imamdan önce rükuya varıp daha imam rükuya gitmeden başını kaldırırsa bu rüku yeterli olmaz. Rükusunu, imamın rükusu esnasında iade etmezse namaz bozulmuş olur. İmama rükuda yetişen kimse iki tekbire muhtaç değildir. Ayakta “Allahu Ekber” deyip hemen rükuya gider. Bu bir tekbir ile hem iftitah hem de rüku tekbirini almış olur. Rükuda bir süre rüku vaziyetinde beklemek (tuma’nine) ve rükudan sonra doğrulup bir süre kıyam vaziyetinde beklemek (kavme) gerekir. Hanefi mezhebinde bu sürenin en azı “sübhane’llahi’l-azim” diyecek kadar bir zaman dilimidir.

Secde

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi NİSAN 2019 sayısında.