En Değerli “Benim Evladım”

Çocukların, duyguları yerine koyma becerisi zamanla gelişir. “Değerlilik” kavramı da bunlardan biridir.

PERİHAN MURAT

Çocukların, duyguları yerine koyma becerisi zamanla gelişir. “Değerlilik” kavramı da bunlardan biridir. “Ben ondan daha güzelim, değil mi?”, “Ben diğerlerinden daha başarılıyım, en akıllı benim, değil mi?”, “En birinci benim, değil mi?” gibi sorularıyla zaman zaman karşılaşırız çocuklarımızın. Kendilerini başarılı, güzel ya da akıllı hissetmeleri son derece normal ama bu gibi sorular sorarak sahip olduklarını başkalarıyla kıyaslıyorlarsa, kendilerine başkaları üzerinden değer biçiyorlarsa duruma endişe ile yaklaşmalıyız.

Değerlilik hissi, duygusal gelişim açısından her insana motivasyon sağlayan önemli bir ihtiyaçtır. Çocukların da bu motivasyon belli ölçülerde gelişimlerine katkı sağlar. Öz değerlilik hissi, çocuğun kendini koşulsuz kabullenmesini sağlar ve onu özünde olan güzelliklere yönlendirir. Çocuğun paylaşmayı seven, merhametli ve arkadaş canlısı bir birey olması hatta bazen okul hayatındaki başarısı bile bu değerlilik hissinin sağlıklı düzeydeki varlığına bağlıdır. Öz değerlilik hissinden çok daha başka duygular üzerine temellenen hırs, yarışma, kendini kanıtlama çabaları ise belirli ölçülerde motivasyon sağlasa da kişiye ve etrafına olumlu katkılar sunmaz, çoğu zaman yıpratıcı sonuçlar doğurur. Ebeveynlerin çocukları için kullandığı “En başarılı benim oğlum”, “Aferin benim kızıma, nasıl da kazandı”, “En güzeline sen layıksın” gibi cümleler, abartılı ödüllendirmeler motivasyon amacını aşıp yıpratıcı bir rekabet ortamını tetikliyor.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi NİSAN 2019 sayısında.