Hz. Ömer’in (r.a) Torunu: Ümmü Asım (rh.a)

Ümmü Asım, geldiği soy, aldığı güzel terbiye itibariyle dinine düşkün, haram helal hususunda son derece dikkatli ve titiz bir kadın olmuştur. Dedesi ve eşi nedeniyle halkın üst tabakası sayılabilecek bir konumda olmasına rağmen hiçbir zaman tevazu ahlakını bırakmamıştır.

HACER ERDEM

Peygamber şehri Medine’de dünyaya gelen zahide hanımlardan biri de hicri ilk asırda yaşamış olan Ümmü Asım’dır. Ümmü Asım (rh.a), saadet asrına ulaşamasa da sahabenin bir kısmının hala müminlerin arasında olduğu bu dönemden nasibini almıştır. Ümmü Asım isminin künye olup annemizin asıl adının “Leyla” olduğu tahmin edilmektedir. O, Hz. Ömer (r.a) gibi İslam’da son derece önemli bir şahsiyetin torunudur.

Bilindiği üzere Hz. Ömer adaleti ile nam salmış bir halifedir. Halifelik yaptığı dönemde, Medine-i Münevvere sokaklarında dolaştığı bir gece, yanından geçmekte olduğu evden gelen seslere kulak verir. Bir annenin, kızına süte su katmasını emrettiğini işitir. Konuşmalara dikkat kesilerek olan biteni dinlemeye devam eder. Kız şöyle der: “Bu doğru bir şey değil. Müminlerin emiri bize böyle şeyleri yasaklamıştır.” Anne “Kızım, bizim burada olan işimizi müminlerin emiri nereden işitecek?” diye sorar. Kızı ise “Hak Teala görmez mi, bilmez mi? Mahşer gününde hesabını sormaz mı?” diye karşılık verir annesine.

Hz. Ömer bu konuşulanları işitince çok sevinir. Bu sebeple Allah’a hamd eder. Kızın takva ve doğruluğunu takdir eder. Daha sonra evlilik çağına gelen bu kız ile oğlunu evlendirir. Bunu sadece doğruluğu ile öne çıkan bu kızı ödüllendirmek için yapmamıştır. Aynı zamanda Allah korkusu taşıyan saliha bir hanımın kendi oğluyla evlenmesini saadet saymıştır. Oğlu Asım’a Allah’tan korkan bir kıza rast geldiğini, böyle bir kimse ile evlenmenin büyük nimet olduğunu söylemiştir. Takva üzere kurulan bu yuvanın meyvesi Ümmü Asım olmuştur. O da annesi gibi takva, doğruluk ve edep mizacıyla yetişmiştir.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi MART 2019 sayısında.