“Al Eline Bir Değnek”

İnsanların nehir gibi aktığı, rengarenk yüzlerin gitgide donuklaştığı şehirlerde hayat sizinle bu kadar konuşmaz, sizi eskilere götürmez. Fakat izlerinizin peşinde; çocuklarınızla, ailenizle, büyüklerinizle, sılayırahimin bereketiyle bahar kalbinizi yumuşatır. Size seslenir, sizi çağırır.

ALİ SÖZER

Üstat Necip Fazıl’ın “Al eline bir değnek / Tırman dağlara şöyle / Şehir farksız olsun tek / Mukavvadan bir köyle” mısralarını baharın ilk günlerinde kendimize rehber edinip şöyle bir yolculuğa çıksak. Yanımızı yöremizi, yakınlarımızı, dünyaya ilk gözlerimizi açtığımız, sonra onlarla büyüdüğümüz ailemizi yeniden fark edebilmek, berg ü bardan azade olabilmek için bahar güzel bir vesiledir. Baharla uyanan tabiatın her köşesi, bitkilerin her bir yaprağı, çiçeği bizi eskilere götürecek, hatıralarımız filiz verecektir yeniden.

İbret aynası olarak mezarlık ve ilkbahar birbirine denktir. Yunus Emre Hazretlerinin “Sabahın sinleye vardım teferrüç eyleyü gördüm” dediği gibi, bahar da bizlere nice teferrüç (ferahlama) ve tefekkür kapıları açar. Bu yüzden nice hikmetli kalem erbabı tarih boyunca baharda tabiatın yenilenişini bir tefekkür tablosu olarak sunmayı tercih etmiştir. Şüphesiz her bir mevsim öyledir. İlkbaharın yanında yazın, güzün ve kışın bize aktaracağı hikmetler farklıdır.

Tabiat da insan gibi, Yunus Emre’nin deyişiyle “Kimi biter kimi yiter.” Orta yaşlardan itibaren insan için bahar bir başkadır; çünkü Karacoğlan’nın tabiriyle “Otuz yaşımda çevre yanım gül oldu” deyişini hem evinde hem de tabiatta yaşar. Doğan her çocuk da bir tomurcuk gibidir. Hayata gözlerini açar. Onu bekleyen mevsimler, yazlar kışlar vardır. Kimi zaman sıcak kimi zaman soğuk olacak, fırtınalara tutulacaktır. Çiçeğin mevsimleri, bebeğin yılları geçip gidecektir. O an bir seyir başlar Necip Fazıl’ın dediği gibi: “Kalk arkadaş gidelim / Dereler yoldaşımız / Dağlar omuzdaşımız / Dünyayı seyredelim / Şehirlerin dışından.” Ve üstat gibi biz de devam ederiz: “Çepçevre iklim iklim / Dolaşalım gezelim / Yollar bizden bir izdir / Ne duysak sesimizdir / Ne görsek benzer bize / Hiç şaşmayan bir saat / Gibi işler tabiat / Uyarak kalbimize.”

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi MART 2019 sayısında.