Yozlaşma Rüzgarından Aileyi Nasıl Korumalı?

Maddi-manevi her türlü erozyona karşı aile çatısını muhafaza etmek, yeni nesillerin fikren ve ahlaken korunmasını sağlamak için her türlü özveriyi göstermek bizim için öncelik olmalı. Bu muhafazanın güçlü şekilde sağlanması için anne, baba ve çocuğun rolünün aile içerisinde doğru ve yerli yerinde belirlenmesi oldukça kritik.

MEHMET ALİ ÖZKAN

Özellikle 18. yüzyıldan bu yana Batı’nın yaşadığı/yaşattığı buhranlar ve buna bağlı inanç, ahlak ve değer çözülmeleri kısa zamanda etkilerini pek çok alanda gösterdi; savaşların, ölümlerin, açlıkların ve göçlerin doğurduğu sendromlar insanlığın sosyo-psikolojik anlamda farklı noktalara evrilmesine neden oldu. Bu süreçte sıklıkla dile getirilen “modernlik, çağdaşlık” gibi kavramlar ise her fırsatta yeni saldırılara, yıkımlara kapı araladı.

Kazanmak, yağmalamak, ezmek için tüm varlığını ortaya koyanlar, özellikle kadınların, çocukların ve yaşlıların görmezden gelindiği bir hayat anlayışı sundu tüm dünyaya. Yakın tarihte ise medyada “arkası yarın” gibi dizi kuşağı şeklinde izletilen tarifsiz acılar, savrulan hayatlar kademeli şekilde insanların duygu körlüğü yaşamasına sebep olmaya başladı. Böylece annenin, babanın, çocuğun taşıdığı mana ve ehemmiyet giderek yozlaşan bir zemine oturtuldu.

Zamanla parça parça zedelenen toplumun en küçük fakat en değerli yapısı olan aile; yıkılan, işgal edilen, kuşatılan, domine edilen sahalarda hızlı tüketimin müşterisi olarak görülüyor; satış-pazarlama ve reklamın asıl muhatabı olarak aile fertleri aynı çatı altında ayrı ayrı sömürülen bireyler halini alıyor. İletişim, anlayış, sabır, rıza gibi temel mefhumlar maalesef yerini günden güne sessizlik, agresiflik, vurdumduymazlık ve faydacılık girdabına bırakıyor.     

Önce “Aile” Kavramı Muhafaza Edilmeli

Modern öğretiler ilk bakışta her ne kadar insanı önceleyen, bireye değer veren bir yapıda gibi görünse de durumun hiç de öyle olmadığı dünya tarihinde biriken tecrübelerle sabit. Nitekim modernleşme ve beraberindeki sosyal değişim; bencilliği, disiplinsizliği, merhametsizliği ve savrukluğu ön plana çıkarıp aile fertlerini de kuşatarak çıkarcı hale getirdi. Bunun en belirgin göstergesi de anne-baba-çocuk ilişkilerindeki derin yaralanmaların artması; birbirine anlayış göstermeyen, vakit ayırmayan, yeteri kadar konuşmayan fertlerin günümüzde bir hayli çoğalmasıdır.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi ŞUBAT 2019 sayısında