Nasipten Ötesi Yoktur

“İnsan, sabretmemekle sadece helal olan rızkını harama çevirir. Asla kendisine takdir edilen rızkı arttıramaz.”

ABDÜLGANİ GÜMÜŞLÜ

Allah Teala çok cömerttir. O’nun ucu bucağı görünmeyen ve tükenmeyen hazineleri vardır. Dilediği kişiye dilediği kadar, hesapsız mal mülk verir. Bütün kulların nasibini, bizim tahmin edemeyeceğimiz kadar çok verir. Bir kişiye tahsis edilen bir günlük nasip, yüzlerce kişiye yetecek kadardır belki. Ancak o nasibi aramak için insanın gayretli olması şarttır. İnsan nasibinin peşinde giderken vücudu çalışmalı, kalbi ise tevekkül etmelidir.

Nasipler belirlenir, nasibi arama tercihi ise insana bırakılır. İster nasibini helalde arar ister haramda. Bir gün Hz. Ali (r.a) mescide girmeden önce, kapıda duran bir adamdan kendisi mescitten çıkana kadar atına göz kulak olmasını istedi. Hz. Ali (r.a) mescide girdikten sonra adam atın yularını çalıp kaçtı. Hz. Ali (r.a) ise mescitten çıkarken, adamı yaptığı yardımdan dolayı ödüllendirmek niyetiyle iki dirhem hazırlamıştı. Fakat dışarı çıktığında hayvanı başıboş, yuları çalınmış bir vaziyette gördü. Evine döndü. Hizmetçisine iki dirhem vererek onu yular alması için çarşıya gönderdi. Hizmetçi çarşıdan yular alarak döndü. Hz. Ali (r.a) yuları görünce bunun atından çalınan yular olduğunu anladı ve şöyle dedi: “İnsan, sabretmemekle sadece helal olan rızkını harama çevirir. Asla, kendisine takdir edilen rızkı arttıramaz.”

Gelen Kişi Sadece Nasibini Alır

Aziz dostum! Nasibini arayan kişi kendisine tahsis edileni, az yahut çok, muhakkak alır. Lakin nasipte yoksa çölde yakut, cevher bulsa bile “Bunlar katır boncuğudur” deyip, eğilip almaz.

Allah ondan razı olsun, İbnü’l-Vakt’in bir hikayesi aklıma geldi. Kendisi ticaretle uğraşırdı. Kardeşiyle beraber işlettiği bir dükkanı vardı. Bir bayram arifesi müşteriler çokça gelmiş, bereketli bir satış yapılmıştı. Sanki o gün Allah Teala bereket kapısını İbnü’l-Vakt’in üstüne açık bırakmıştı.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi ŞUBAT 2019 sayısında.