Namazın Şartları ve Rükünleri

“Namazı ayakta kıl. Buna gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yanın üzere yatarak kıl.” (Buhari, Taksir, 19)

DR. HÜSEYİN OKUR

Namazlarda niyet etmek şarttır. Niyet etmeksizin namaz olmaz. Niyet, kalbin bir şeye karar vermesi, bir işin ve fiilin ne için yapıldığının şuuruna varılması demektir. Namaz hususunda niyet, sırf “Allah rızası” için namaz kılmayı murat etmeyi ve hangi namazı kıldığının bilincine varmayı ifade eder. Amellerin kıymetleri, sevapları niyetlere göredir. İnsanın niyeti halis olmalı, ibadetini şuurlu bir halde yapmalı, işlerini Allah’ın rızasını kazanmak maksadıyla gerçekleştirmelidir. Nitekim bir hadiste şöyle buyrulur: “Ameller niyetlere göredir. Herkes için niyet ettiği şeyin karşılığı vardır.” (Buhari, Bedü’l-Vahy, 1)

Niyetin kalp ile yapılması esastır. Bununla birlikte kalpten niyet edilip vakit belirtilerek “…vaktinin farz/sünnet namazını kılmaya niyet ettim” şeklinde dil ile söylenmesi de müstehaptır. Dil ile bir şey söylenmese de kalpten yapılan niyet geçerli ve namaz caiz olur. Kişinin kalbinden geçirdiği ile dilinden söylediği birbirine uymuyorsa, dil ile söylenen geçersizdir. Bu durumda dilin yanlış telaffuz ettiğine hükmedilir.

Farz ve vacip namazlarda, hangi farzın veya vacibin kılındığını belirlemek (sabah namazı, cuma namazı, vitir namazı gibi) şarttır. Kaza namazı kılarken de hem vaktin hem de günün belirlenmesi (en son kazaya kalan sabah namazı gibi) gerekir. Sünnet ve nafile namazlar için hangi namaz olduğunu belirleme şart değildir, sadece “namaza” niyet edilmesi yeterlidir. Fakat müstehaptır. (“Niyet ettim teravih namazını kılmaya”, “Sabah namazının sünnetine” gibi.)

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi ŞUBAT 2019 sayısında