Zordur Yetim Büyütmek

Yetime sahip çıkmaktan anladığımız çoğu zaman maddi destek sağlamakla sınırlı oluyor. Oysa yetimlerimiz ve anneleri maddi destek kadar hatta belki ondan daha çok manevi desteğe ihtiyaç duyuyor. Sevgi, ilgi ve iyi örnek olmak gibi...

AFRA ARSLAN

Sene 1965. Bir köy okulu. Orta Anadolu’nun ücra ve pek hizmet alamayan bir köyünde, sobasının öğrenciler tarafından yakıldığı bir oda. Yaşları 7 ve 13 aralığında değişen, ailelerine yardım etme zorunluluğu sebebiyle okula her gün gelemeyen pek çok öğrencinin doluştuğu bir sınıf. Kışlar soğuk ve ayaz, yazlar ise sıcak ve kavurucu bu köyde. Kış mevsiminde yollar çamur, kar yağdığında tamamen kapalı. Sınıfta sobayı yakmak o gün Hamit’in görevi. Herkesten erken gelmiş, ayakları çamur içerisinde kalmış, çorapları ıpıslak. Hamit 6 kardeşin en büyüğü, en küçük kız kardeşi henüz dünyaya gelmiş, 2 aylık. Babası 36, kendi 9 yaşında. O gün yetim kalacağını henüz bilmiyor.

Sınıf sobasını yaktıktan, ıslanan çoraplarını kuruttuktan sonra derslerine göz atmaya çalışıyor. Hamit ümitvar ve meraklı. Köyde yaşamayacağından pek emin. Evde iken, kimse ellemesin diye tavana asılmış radyodan ulusal haberleri dinliyor. Ders başlıyor, dersin ortalarına doğru birisi nefes nefese içeri giriyor ve dizlerine doğru eğilip “Hamit oğlum, gel, baban!” diyor. “Baban…” diyor sonra doğrulup çocuğa bakıyor ve “Yetim kaldınız oğlum, koş!” diyor. Hamit’in başı dönüyor; koşuyor, koşuyor, okuldan eve çamura bata çıka yaklaşık 15 dakika koşuyor ve annesini görüyor avluda, tam 6 çocukla 26 yaşında dul kalmış annesini. Annesi ağıt yakıyor, tüm köy toplanıyor, cenaze gömülüyor, o gün akşam olduğunda Hamit 5 kardeşine ve annesine bakıyor. “Yetim kaldım ben, yetim kaldık biz” diyor kendi kendine, defalarca. Hamit o günü hayatı boyunca, her gün, istisnasız olarak tekrar hatırlıyor, belki sadece bir saniyeliğine ama yine de hatırlıyor. Yetim bir çocuk oluyor, yetim olarak gençliğini yaşıyor, yetimliğini unutmayarak baba oluyor. Babasının yokluğunu kimse doldurmuyor. Babasının boşluğu öyle bir boşluk oluyor ki Hamit’in çocukları bile hissediyor yetimliği. Ve ruhu her zaman yetim hissediyor. Hamit, ara sıra “Peygamberim de yetimdi, benim gibi, bizim gibi…” diyor. Kendisini böyle teselli ediyor.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi OCAK 2019 sayısında.