Parayla Satın Alınamayan

Akşamları canım tabletle oynamak istemez benim hiç. Çünkü babamla hep bulmaca çözer; saklambaç, kovalamaca oynarız evde. Kocaman bebeklerim yok diye de üzülmem. Çünkü anneme ne zaman evcilik oynayalım desem kabul eder, hem Ayşe de oynarken hep sözümü dinler. Ayşe benim kızım olur oynarken, annem de komşum. Çok oyuncağım olmasa da sıkılmam, benim en değerlilerim annem, babam ve Ayşe’m.

Kapı ritmik bir şekilde üç defa çaldı. Gelen Esma’ydı. Bunu anlamak için müneccim olmaya gerek yoktu, insanların tıpkı parmak izleri gibi izleri oluyordu hayatımızda. Esma’nın kapıya vuruşu, Ayşe’nin ayaklarını sürüyerek yürüyüşü yahut Mustafa’nın derince iç çekişi. Hepsini bilirdim, hayatımın iziydi hepsi. Hem zaten insan eşinin, evladının sesini, nefesini, adım atma hızını, ahengini bilmez miydi? Bilmeyenler olsa da ben bilirdim işte. Bu kapı çalış Esma’nındı. İlk göz ağrım, on bir yaşındaki ceylan gözlü kızımın.

Kapıyı açtığımda heyecanla içeri girip bir yandan üzerini çıkarırken bir yandan susmaksızın başladı anlatmaya. Hep böyle yapardı zaten. Kardeşi Ayşe ne kadar sessizse Esma o kadar konuşkan, canlı, heyecanlıydı. “Anne, biliyor musun öğretmen bize harika bir ödev verdi. Öyle heyecanlıyım ki! Birinci olan, okuldaki törende, ödevi tüm okulun önünde anlatacak. Düşünebiliyor musun anne? Tüm okul!” İri gözleri sevinçten ve heyecandan daha da büyümüş, koşarak gelmesinden mütevellit kıpkırmızı olmuş yanakları ve akşama kadar çoktan bozulmuş örgülü saçları ile yerinde duramıyor, bir an önce ödevi yapmak; hatta -öylesine heyecanlıydı ki- bir an önce yaptığını öğretmene sunmak, sonra birinci olmak, sonra okulun önünde okumak istiyordu. Bundan emindim. Çünkü Esma, ben gibiydi.

Heyecanına ortak olmamak mümkün değildi. “Esma önce ellerini yıka, kardeşin uyuyor, sessiz ol. Baban yoldadır, sofraya geçeceğiz, üzerini değiştir” demek istiyordum elbet. İstiyordum fakat gözlerinin içine baktığımda, o kocaman açılmış kara gözlerinin gerisindeki heyecanı, hayali, sevinci görmem mani oluyordu buna. 

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi OCAK 2019 sayısında.