Hatıraların Bağ Bozumu

Çocukları sevindirmek için dışarıdan, hazır ambalajlı pek bir şey girmezdi bu evlere. Her şey vardı ambarlarda. Muhabbetin bol, paranın az olduğu devirlerde olsa olsa torunlara harçlık yerine birkaç yumurta verirdi nineler.

ALİ SÖZER

Hiç sonbaharın peşine düşüp çocukluğunuzun, ilk gençliğinizin geçtiği yerlere gidiyor musunuz? Eğer gidiyorsanız, şöyle sararmış ve yerlere dökülmüş gazellerin üzerinde ağaçların rüzgarla salınan dallarıyla tek ü tenha kalırsanız, dibinde bir dünya kurup oyunlara daldığınız o şen şakrak demlere doğru yolculuğa çıkarsınız. Sizi ilk karşılayan hüzündür. Şair Mehmet Çınarlı’nın da hissedip hissettirdiği gibi bir hüzün: “Ne safalar gören sofalar yıkılmış / Bunca hatıraya bir değer biçen yok / Birer taş altında uykuya dalmışlar / Baban, babaannen, halan, enişten yok / Kalan ağaçlarda elmalar kızarmış / Dallara tırmanan, toplayan, seçen yok.” Birer birer çekilip giden yüzlerle, hatıralar da kaybolup gitmiştir.

Hüzün sadece mezarlığa gidince, nice aşina yüzün hece taşlarına bakınca mı kaplar içimizi? Yoksa attığımız her adım, zaten bizi bir hatıralar albümüne doğru mu çekmektedir? Her nereye baksanız hazan olmuştur. Bir zamanlar onca işin gücün içinde mutlaka uğranılan kapılar kapanmış, hatırı sorulan büyüklerin yeri boşalmıştır. Bütün bunlardan bihaber koşuşturan çocuklar şimdi nerededir? Büyükler, çocuklarının ellerinden tutup hatıralar albümüne beraber yürüyorlar mıdır? Acaba “Bir hayalim var / Tutup oğlumun / Küçücük ellerinden / Yürümek” deyip de evladını yanına alarak yola çıkan ve “Koca çınara uğrayalım / Anlatsın olup biteni / Çeşmeye varalım / Çeşme anlatsın” diyerek hatıraların izini sürenler var mıdır? İnsanlar bu kadar suspus olmuşken, çalmazken gönül kapılarını “Gidelim toprak yollardan / Tozdan çamurdan çekinmeden / Yaban eriklerini geçelim / Karaağaçları, kurumuş pelitleri / Geçelim /… / Taşköprü gelsin, dere gelsin / Bent gelsin / Varalım söyleşelim inle cinle / Dinleyelim serinliği, çağıltıyı / Issızlığı” deyip de küçük adımlarla çocukluğun, oyunların izlerini takip eden kalmış mıdır?

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi OCAK 2019 sayısında.