Sadalardan Tanelere Hayatın Zikri

Tesbih kelimesi Arapça “sebh” kelimesinden gelmektedir. “Sebh” Arapçada “Suda ya da havada hızlı hareket etmek, hemen işe koyulmak, yıldızların yörüngelerinde hareket etmesi” gibi anlamlara gelmektedir.

ZEHRA KORKMAZ

Ohalde Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.” (Hicr, 98)

Sen’i her türlü noksanlıktan tenzih ederiz Rabbim.

Sen’in büyüklüğünü anlamaya bizim idrakimiz yetişmez.

Sen’i övmeye yetmez kelimelerimiz.

Sen’i yine Sen’in isimlerinle zikrederiz.

“Ya Kebir” deriz.

Sen’in nimetlerine yetmez hamdlerimiz.

“Ya Rezzak” deriz.

Dertlerimize yetmez de ilaçlarımız “Ya Şafi” deriz.

Sen’i zikretmeye yetmez vakitlerimiz.

Kulun ve Rasul’ünün öğrettiği üzere yarattıkların sayısınca seni tesbih ederiz.

Hızla Koşmak İyiliklere…

Tesbih kelimesi Arapça “sebh” kelimesinden gelmektedir. “Sebh” Arapçada “Suda ya da havada hızlı hareket etmek, hemen işe koyulmak, yıldızların yörüngelerinde hareket etmesi” gibi anlamlara gelmektedir. Arap dil alimlerinden Ragıb el-İsfahani tesbihin terim anlamını, kökündeki hız anlamına binaen “Kulun Allah’a ibadet etme niyetiyle her türlü kötülükten hızla uzaklaşması” olarak verir. Böylece tesbih eden kul her daim Hak Teala ile birlikte olur. Bu durum kalbin uyanık olma halidir ve kişiyi kötülüklerden uzak kılar. Kelimenin kökü ile bağlantı kurduğumuzda iyiliklere koşmak ve kötülüklerden uzaklaşmada tezlik de tesbih, zikir, gönül iledir diyebiliriz. 

Tüm varlıkların da Allah’ı kendi hal ve lisanlarıyla tesbih ettiği ayetlerle sabittir. “Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah’ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasını ve tesbihini (öğrenmiş) bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir.” (Nur, 41)

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi ARALIK 2018 sayısında.