Osmanlı’da Çalışan Kadının Mahremiyeti

Malum olduğu üzere Osmanlı kadını mal ve mülk sahibi olabilir, ticari faaliyetlerde bulunabilirdi. Malını, mülkünü istediği kimselere satma veya istediği kişilerden mal alma imkanına sahipti. Ne kocası ne de yakını olan başka bir erkek, kadının bu alım-satım hakkını engelleyebilirdi.

HURİYE KARNAP 

Günümüzde çalışma hayatı içinde mahremiyeti sağlama, özel alanı koruma noktasında zorluk çekenlerimiz olabiliyor. Zamane anlayışıyla, çalışan kadının görününür olmaması mümkün değilse de sakınması ve karşı cinsle temastan kaçınması mümkündür. Peki acaba manevi duyarlılığı yüksek olan Osmanlı kadını, zamanında hem çalışıp hem mahremiyeti nasıl sağlamıştır?

Osmanlı Kadınının Çalışma Hayatı

Osmanlı kadınlarının bir kısmı tarımsal alanda çalışırken bir kısmı da evlerde başta dokumacılık olmak üzere ip eğirme, perdahlama, boyama, baskı, dikim gibi zanaat dallarıyla uğraşmaktaydılar. Bu işler bazen sadece kadınların bulunduğu atölyelerde bazense kadının dışarıya çıkmadan evinde yapacağı işlerdendi. Kimi kadınlar bu yolla imal ettikleri ürünleri yine alıcısı kadınlar olmak üzere sokak ve pazarlarda satarlardı. Günün koşullarına uygun meslek dalları olarak bilinen sütanne, ebe, hamamcı, mürebbiye, temizlikçi gibi vasıflarla çalışarak para kazanan kadınlar çoğunluktaydı. Bazı kadınlar ise kendisine kalan gayrimenkulü kiraya vererek, satarak, satıştan aldığı parayı başka işlerde kullanarak da gelir temin edebiliyordu.

Osmanlı’da kadınların devlet dairelerinde yer alması Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde gündeme gelmişti. Kadınlar, Dersaadet Telefon Anonim Şirket-i Osmaniyesi’nde görev almışlardı. Devlet dairelerinde kadın memurelerin sayısının artması ise I. Dünya Savaşı sırasında erkeklerin cepheye gitmesiyle gerçeklemiştir. Savaş nedeniyle erkek memurların sayısında düşüş olunca boş kalan kadrolarda kadın memureler çalışmışlardır.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi ARALIK 2018 sayısında.