Ömer b. Abdülaziz’in Kız Kardeşi Ümmü Benin (rh.a)

İlim ve irfan ehlini gözetmek onun şiarı olmuştu. Cimrilikten katiyen hoşlanmaz, cimrileri sevmezdi. Cimrilik için “Gömlek olsa giymem, yol olsa yürümem” demişti.

HACER ERDEM

İslam tarihinde zühdüyle maruf saliha hanımlardan biri de Emevi halifesinin torunu ve Mısır valisi Abdülaziz b. Mervan’ın kızı olan Ümmü Benin’dir. Kendisi aynı zamanda takvasıyla dillere destan olan, “Hülefa-i Raşidin”in beşincisi kabul edilen Ömer b. Abdülaziz’in kız kardeşidir. Emevi hanedanına mensup olduğu için Şam zahidelerinden kabul edilir. Babası Abdülaziz b. Mervan, Mısır’da görevli olduğundan dönemin çekişmelerinden uzakta kalabilmiş, ümmet içinde yatıştırıcı rol oynamış, Müslümanların enerjisini ilmi hizmetlerde kullanmasını savunmuştur. Bunun için de gerek oğlu Ömer b. Abdülaziz’i gerekse kızı Ümmü Benin’i bu yolda yetiştirmiştir.

Anne tarafı Hz. Ömer’den (r.a) gelen Ömer b. Abdülaziz ismiyle müsemma olmuş, saraylardaki lüks eşyaları beytülmale vermiş, köle ve cariyeleri azat etmiş, halktan biri gibi yaşamıştır. Alimlere son derece hürmet göstermiş ve adaleti sağlamak için gayret göstermiştir. O, dört büyük halifenin icraatlarına benzeyen hizmetleriyle ümmetin gönlünde taht kurmuştur. Ömer b. Abdülaziz, aynı zamanda hadis rivayet eden güvenilir bir ravi, ilmi anlamda derinleşmiş bir fakih ve ehli sünnet kelamcısıdır. Varlıklı olmasına ve farklı bir sosyal sınıftan gelmesine rağmen zahitliği en güzel şekilde yaşamıştır. “Onun varlık içindeki zahitliği, Veysel Karani’nin (k.s) yokluk içindeki zahitliğinden daha değerlidir” sözü Ömer b. Abdülaziz için söylenmiştir.

Ümmü Benin’in (rh.a) ahlakı abisinin ahlakına çok benzemektedir. Çocukluk yılları olgunluk içinde, gençlik çağları ise ilimle geçmiştir. O da abisi gibi saltanat içinde zahitliği, halk içinde Hakk’la beraber olmayı tercih etmiştir. Evlilik çağına geldiğinde tabiin alimlerinden Üley b. Ribah ile evlendirilir. 

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi ARALIK 2018 sayısında.