Dağı Dağ Üstüne Koy

Baba evin dışa açılan kapısıdır, anne ise içe… En güzide köşedir anne. Baba, gece gündüz yoldaştır, rehberdir. Dede ise ailenin tarihine açılan kapıdır. O yüzden torunlar, “eskiden…” diye başlayıp “… nasıldı?” diye biten soruları en çok dedelere sorarlar.

ALİ SÖZER

Düz bir ovada yahut irili ufaklı tepelerin arasında yükselen dağların yeri nasıl farklıysa, insanların içinde de aksakallı dedelerin, akçakocaların yeri farklıdır. Yüzlerindeki ve ellerindeki kıvrımlar, geçmiş asırların birer nişanesi gibidir. Uzaklara doğru bakışları, zaman ötesine uzanan bir penceredir sanki. Ağır aksak adımları, görüp geçirdiklerini de arkalarına yüklenip peşlerinden çekiyor oluşlarındandır. Şairin “Dağı dağ üstüne koy taşı taş üstüne / Bir dağ bir dağa nasıl seslenirse öyle / Al heybeni sen de düş yollara” dediği gibi, onların peşinden zamanın sıradağları olan yılları, asırları devirebiliriz. Çünkü dedeler, insanoğlunun yaşayan tarihidir.

Lügatlarımızdaki sılayırahimi ifade eden diğer kelimeler gibi, “dede” kelimesi de en sıcak kelimelerdendir, herkes için yürektendir. Belki ilm-i lügate başvurmak lazımdır fakat anne, baba, dede, nine, dayı, hala ve diğerleri daha bebeklik çağında hece hece kolayca söylenilmek, benimsenmek üzere vaz olunmuş gibidir. Bir ömür boyu kullanırız da eskimezler. Her söylediğimizde bir sığınma duygusu kaplar yüreğimizi yahut bir hasretlik meltemi eser de gözlerimiz yaşarır.

Dedelerin Gülistanı

Baba evin dışa açılan kapısıdır, anne ise içe… En güzide köşedir anne. Baba, gece gündüz yoldaştır, rehberdir. Dede ise ailenin tarihine açılan kapıdır. O yüzden torunlar, “eskiden…” diye başlayıp “… nasıldı?” diye biten soruları en çok dedelere sorarlar.

Dede ve torun… Akrabalık bağları gibi birbiriyle vücut bulan iki güzel sıfattır, isimdir. Eğer torun yoksa dedelik hasretle beklenen güzel bir haberdir. Dedeler hayatta değilse, torunluk biraz yetimcedir. Bu yüzden var olan dedelere koşmalıdır torunlar. Anneler, babalar onları torunların gülistanından, bülbül gibi şakımalarından mahrum etmemelidir. Torunlar da eşiklerde dedeleri beklemeli, biraz da dedelerle oynamalı, dedelere sormanın hazzını biraz da onlar tatmalıdır.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi ARALIK 2018 sayısında.