Çocuklarımız Sandığımız Kadar Zeki mi?

Fazla hareketli, yerinde duramayan her çocuğun davranış şekli hemen üstün zeka ile ilişkilendirilir. Oysa üstün zekalı çocuklarda amaçsız hareketlilik değil; soru sorma, anlama, keşfetme gibi amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir hareketlilik söz konusudur.

ELİF ÖZDEMİR

Son yıllarda çocuğunun zeka düzeyi hakkında, herhangi bir uzmana danışmaksızın fikir yürüten ve üstün zekalı olduğunu düşünen ebeveyn sayısında ilginç bir artış görülüyor. Teknoloji çağıyla birlikte nesiller arası bilgi ve becerilerde farklılıklar oluşması, anne babalar ile çocuklarının algı düzeylerinin eşit olmaması, ebeveynlerin sürekli değişen gündem ve keşiflere çocukları kadar hakim olamaması, bu fikri yaygınlaştırmış durumda.

Gerçekten de günümüz çocukları biz yetişkinlerin algılamada, uyum sağlamada zorlandığı pek çok yeniliği kolaylıkla kavrayabiliyor. Herhangi bir elektronik aleti eline aldıktan kısa bir süre sonra çözebilen, pratik olan ve sabır gerektirmeyen yöntemler bulmakta mahir, yerinde duramayan, eyleme geçmede çekingenlik göstermeyen çocuklara sıklıkla rastlanması ailelerdeki bu kanaati güçlendiriyor.

Diğer yandan yapılan araştırmalar bunun tam tersini ortaya koymakta. Oslo Üniversitesi Frisch Araştırma Merkezi tarafından geçtiğimiz haziran ayında yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre 1975’ten sonra doğanların zeka seviyelerinde her geçen sene gözle görülür bir düşüş yaşanıyor. Bilhassa Batı ülkelerinde görülen bu gerilemenin çevre kirliliği, temiz gıdayla beslenmeme, stres, radyasyon, elektronik ekran kullanımı ve pasifleştiren aktivitelerdeki artış gibi nedenleri bulunuyor. (Proceedings of The National Academy of Sciences, Bernt Bratsberg and Ole Rogeberg, June 26, 2018)

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi ARALIK 2018 sayısında.