Yetim ve Öksüzlere Gösterilen Osmanlı Şefkati

Darüşşafaka ve Darülaceze’de olduğu gibi bir yuvanın sıcaklığı duyulsun diye yetim kalan çocuklar için açılan mekanlara dar/ev, eytam/yetimler kelimelerinden oluşan “darüleytam” (yetimhane, yetimler yurdu) adı verildi.

HURİYE KARNAP 

Dayanışmayı, yardımlaşmayı ve nihayetinde şefkati “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışı üzerine bina etmişti Osmanlı. Muhtaçları bir köşeye itmemiş, “Bana ne” dememiş, “Garib, fakir, yetimleri her kim sorar/ Razı olur o kulundan Rahim Allah” anlayışıyla onlara sahip çıkmıştı. Böylece serencamı olmuştu bir tarafta zimem defteri, sadaka taşı, yitik taşı, hamal taşı; diğer tarafta darüşşafaka, darülaceze ve darüleytam.

Darülaceze’ye hasta, yaşlı, bakıma muhtaç, aciz kimseler ve kimsesiz çocuklar alınmaktaydı. Eğitim alanındaki ilk halk okulu örneğini teşkil eden Darüşşafaka’nın maksadı ise yetim çocukların eğitim-öğretimine destek olmaktı. Eğitim süresi sekiz yıl olan okulda son sınıf, “Telgraf Fen Mektebi” adını taşımaktaydı ve mezun olanların çoğu Telgraf ve Posta Nezareti’nde görev alırdı. Hatta I. Dünya Savaşı süresince hükümetin işten çıkardığı yabancı memurların yerine Darüşşafaka mezunları istihdam edilmiştir.

Yetimler Evi: Darüleytam

Darüşşafaka ve Darülaceze’de olduğu gibi bir yuvanın sıcaklığı duyulsun diye yetim kalan çocuklar için açılan bu mekana da dar/ev, eytam/yetimler kelimelerinden oluşan “darüleytam” (yetimhane, yetimler yurdu) adı verildi. Balkan savaşları ve akabinde I. Dünya Savaşı sırasında babasının hangi cephede şehit düştüğünü bilmeyen hatta hayat gailesi içinde annesini de kaybeden çocukların sayısı hayli fazlaydı. Yüksek bir merhamet ve şefkate sahip Osmanlı insanı elbette bu çocukları kimsesiz bırakacak değildi. İşte böylesi bir yürek vazifesiyle 1914 yılından itibaren Maarif Nezareti bünyesinde darüleytamlar açıldı.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi KASIM 2018 sayısında.