Takdir ise Hüda’dandır

Tedbirini aldınsa tamam, takdir Allah’ındır. Takdire neden diye sorulmaz, haşa! Çünkü o Allah’tandır!

RÜMEYSA OĞUZ

Eee?” diyor yüzüme bakıp gülümseyerek çocukluk arkadaşım Veysel. Canım öyle sıkkın ki “Ne ‘E’si?” diyerek yanıtlıyorum onu. “Onca çalış çabala, bu ay yine büyük bir işi kaçırdım. Nerede yanlış yapıyorum bilmiyorum ki! Kardeşim, her şey yolunda gidiyor işe girişince. Beş vakit namazda dua ediyorum, ‘Rabbim elimden geleni yaptım, yüzüm kara çıkmasın’ diye. Sonuç yine hüsran!” Veysel gülümseyerek bakıyor bana. “Ben de bu sene ekinde zarar edeceğim muhtemelen. Yağış da iyiydi ama ekin hiç iyi çıkmadı” diyor. Şaşkınlıkla bakıyorum yüzüne. “İyi de sendeki bu rahatlığın sebebi ne o zaman? Köye gitmeye başlayalı sana bir haller oldu Veysel, ben bir işim rast gitmedi diye bu kadar üzülürken sen yıllık bir işte zarar etmişsin resmen” diyerek ayağa kalkıp dolaşmaya başlıyorum. Bir müddet sessizce beni seyrediyor Veysel, sonra birdenbire heyecanla, “Haftaya köye gidiyorsun” diye zıplıyor yerinden. “Bana hiç soru sorma, sadece gidince Sadık amcanın evinde misafir kal, bir ay senin işler bana emanet. Köydeki arazi de sana… Hoş, bir dahaki ekim vaktine kadar araziye yapacak pek bir şey de yok; ama neyse… Gez dolaş, Sadık amcaya yarenlik et. Hem o zaman bendeki rahatlığın sebebini öğrenir hatta belki benden rahat olarak eve dönersin.”

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi KASIM 2018 sayısında.