Habib-i Acemi’nin Hanımı: Amre (rh.a)

“Kalk artık! Yattığın kafi. Gece bitti, gündüz geldi. İyiler kafilesi yola revan oluyor. Sen hala duruyorsun. Bu halinle onlara kavuşman kabil değil.”

HACER ERDEM

İslam’ın ilk asırlarında Basra’da yaşamış zahidelerden Amre (rh.a) genç yaştan itibaren ibadetle meşgul olur. Sade bir hayat yaşar. Vaktinin çoğunu ilme ve taate ayırır. Evlilik çağına geldiğinde Habib-i Acemi ile evlendirilir. Habib-i Acemi ileride, tabiinin büyüklerinden olan Hasan-ı Basri’nin (k.s) en yakın talebesi olacaktır. Ancak bu yıllarda istikamet sorunu bulunmaktadır. Habib zengindir ve paradan para kazanmayı, tefeciliği meslek edinmiştir. Helal haram gözetmeden malına mal katmaktadır. Ödeme zorluğu yaşayanların mallarına el koymaktadır. Amre ise ibadet hayatını evliyken de aksatmaz. Devamlı kocasına dua eder. Faiz ateşinin kocasını da kendisini de yakmasından Allah’a sığınır. Seherde ibadete kalkar, kocasını da her seher ibadete çağırır. Şu sözler, kocasının tövbesini uman dertli bir eşin serzenişidir: “Kalk artık! Yattığın kafi. Gece bitti, gündüz geldi. İyiler kafilesi yola revan oluyor. Sen hala duruyorsun. Bu halinle onlara kavuşman kabil değil.”

Bir gün Amre (rh.a) yemek pişirip sofraya koyar. Eşi tam yemek yiyeceği sırada kapı çalar. Gelen kişi, Habib’e “Allah rızası için bir sadaka” der. Habib kapıyı yüzüne kapatarak adamı eli boş gönderir. Sofraya dönüp yemek yiyeceği anda kaptaki yemeğin kanla dolduğunu görür. Habib o anda Allah Teala’nın azametini hisseder. Her anını gördüğünü, kayıt altına aldığını ve yakında hesaba çekeceğini yakinen idrak eder. Allah korkusundan adeta kalbi titrer. Pişmanlık ateşiyle yanar. 

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi KASIM 2018 sayısında.