Düşünce Dalından Gül

Annelerin çocuklarına hasretliğinin yaşı olmadığı gibi, çocukların anneye hasretinin de yaşı yoktur. Yıllar geçtikçe, evlatlar da anne-baba ya da nine-dede olunca hasretlik daha bir artar. Hele bir de annenin mezarından dönüyorsanız, hasretlik yeniden yeşerir yüreğinizde.

ALİ SÖZER

Şairin “Annemin gözyaşları düşer avuçlarıma / Ne zaman maziden bir kapı açsam” deyişini, annenizin mezarı başında hatırlamışsanız, uzun bir yolculuğa çıkmışsınız demektir. Her ne kadar mevsimlerden bahar da olsa, bütün çiçekler açmış, çimenler boy atmış, ağaçlar yeşermiş de olsa siz artık annenizin gölgesinde dertsiz tasasız koşturduğunuz demlerde değilsinizdir. Belki bir yıl önce, tam da şimdi olduğunuz yere annenizin mezarını gölgeleyen ağacın dibine, ailecek mezar üstüne gelmişsinizdir. Sahi, eskiler “mezar üstüne gitmek” derlerdi. Belki tam da o ağacın dibine, yerini tayin eder gibi anneniz oturmuştur biraz. Ve şimdi siz orada yapayalnız, o ise mezardadır.

O sessizlikte yine şiir devralmıştır sözü: “Yine gittin mi gözüm / Ağlayan odalara / Ardın sıra bakanlar / Toplanmış bir araya… (…) Komşular yine komşu / Kardeşler, ana baba… / Bahardan mı bu rağbet / Yoksa bayram mı bugün?”

Bu kadar konu komşu, hısım akraba ne zaman toplanmıştır buraya? Birer birer uğurladığımız sessiz geminin ne kadar aşina yolcusu varmış meğer. Daha dün gibidir teyzenizin elinden içtiğiniz su. Dedenizin bağ arasından elinde bir sepet üzümle çıkagelişinin ve “Geçerken uğradım” deyişinin üzerinden yirmi yıl akıp gitmiştir de, siz yeni fark ediyorsunuzdur. Annenizin yıllar evvel bir mezarlık dönüşü “Uğradığımız bütün kapılar kapanmış” deyişini ve gözlerinden damlayan iki damla yaşı, yine siz yeni fark etmişsinizdir.

Şimdi, bir zamanlar mezar üstüne beraber geldiklerinizin niceleri mezarın altındadır. Mezarlık bir yana… Evinde ziyaret ettiğiniz, sofrasına oturduğunuz, gözlerinde eskileri bir sinema perdesinde seyreder gibi seyrettiğiniz hısmınız akrabanız, konu komşunuz…

Baharın serinliği çiçeklerin kokusuna karışmışken, siz mezarların arasından Yunus Emre Hazretlerinin “Sabahın sinleye* vardım, gördüm cümle ölmüş yatır / Her biri biçare olmuş, ömrün yavı kılmış** yatır” mısralarını yaşayarak geçersiniz. Her ne kadar “Vardım bunların katına, baktım ecel heybetine” diyemeseniz de annenizle uzun bir yolculuğa çıkmışsınızdır artık.

Dünyaya Açılan Kapı

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi KASIM 2018 sayısında.