Sade Yaşam Ruha Nefes Aldırır

Gerçekten yapmak istediğimiz şeylere vakit ayıramamaktan, sevdiğimiz insanlarla hasbihal edememekten şikayetçiyiz ancak yine de günlük programımız sekteye uğradığında yavaşlamayı da sevmiyoruz.

AFRA ARSLAN

Sadelik, yalın olma durumunu belirtir. Dilimize Farsçadan geçmiş olan bu kelime her ne kadar unutmuş da olsak toplumsal hafıza ve kültürümüzde asli güzelliği bulma durumunu temsil eder. Batı’da giderek popülerleşen sadeleşme, yavaşlama hareketi aslında bizim kültürel ve dini hafızamızda var olan bir yolculuk halini anlatıyor. Doğunun kadim kültüründe ve tabiatta var olan, yaratılmış türlü varlığın en güzel hali; en saf ve yalın halidir. Nitekim aşkın en yalın ve gerçek hali de “Allah’a duyulan aşk”tır ve insan, katmanlarının altına ine ine keşfeder o aşkı.

İslam uygarlık tarihinde Allah aşkı, Allah’a adanma, Allah’a manen ulaşma çabası; dünya ve dünya nimetlerinin yerilmesi, sadelik, nefis terbiyesi, ruhun yüceltilmesi, arif olmak, ahlakın olgunlaştırılması vb. esaslar üzerine kurulan tasavvuf, tarikatler bünyesinde korunmuş ve geliştirilmiştir. Sufilikte “bir hırka bir lokma” ile şekillenmiş bu sadeleşme halini bazı kaynaklar farklı yorumlasa da Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, genel anlamıyla “dünyaya karşı tavır” ve dünya cazibesine kapılmamak manalarını öne çıkarmıştır. Çünkü insan; fıtratı gereği rahatına, mal ve mülke düşkündür. Eğer bu istek frenlenemez ise insan varoluş gayesini unutabilir. Günümüzde yaşadığımız kısır döngülerin pek çoğu insanın lükse, şaşaaya var olma nedenini unutacak kadar meyletmesinden kaynaklanmaktadır.

Sadeleşme veya İnsanın Mana Arayışı

Endüstrileşme ile birlikte materyalizmin öne çıktığı çağımızda kapitalizm insan varoluşunu öncelikli olarak tüketime endeksledi ve tüketim toplumu olarak adlandırdığımız yapı ortaya çıktı. Bu toplumsal yapıda insanlar sahip oldukları üzerinden statü, değer, sosyal çevre kazandı ve hep daha fazla tüketmeye odaklı halde yaşamlarını sürdürdü; bununla birlikte depoculuk, istifçilik gibi yeni yeni hastalıklar da ortaya çıktı.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi EYLÜL 2018 sayısında.