Öğretmenim, Canım mı Benim?

Okulların açılması kaçıncı sınıfta olursa olsun her öğrenci için heyecan vericidir. İlk başlayanlar da yıllarca okula gidip gelenler de sene başında bu heyecana kapılır.

PERİHAN MURAT

Okulların açılması kaçıncı sınıfta olursa olsun her öğrenci için heyecan vericidir. İlk başlayanlar da yıllarca okula gidip gelenler de sene başında bu heyecana kapılır. Yeni defter kitap, yeni dersler, yeni arkadaşlıklar; kısacası yeni olan her şey heyecanlandırır. Bir şey hariç: Yeni öğretmen. Çünkü öğrenci için yeni öğretmen, stratejik olarak hazırlıksız yakalanmak ve hatta kabus demek olabilir.

Öğrencilerin gözünde öğretmenler genellikle disipline edici ve kural koyan, yer yer korku duyulan kişilerdir. Bu durum bazen öğrencinin kafasında olumsuz koşullanmalara da sebebiyet vermektedir. Öğretmenine hissettiği duygulara göre öğrencinin o dersteki başarı oranı artıp azalabilir. Öte yandan öğrenci, öğretmenine karşı güven duyuyor, onun saygısını kazanmak istiyorsa iyi bir iletişim kurulmuş demektir.

İletişimin kurulamadığı zamanlarda ne yapmak gerekir peki? Elle tutulur bir sorun olmadığı halde çocuğumuz öğretmenini, dolayısıyla dersi sevmiyorsa ne yapmalıyız? Çocuğun dersle ilgili yaşadığı sıkıntıları öğretmeniyle ilişkilendirmemesi için gayret etmek gerekiyor önce. Yani evladınızın “Yeni öğretmen beni sevmiyor, benimle ilgilenmiyor ki” sözleri duygusal olarak dikkate alınabilir ama “Matematik dersinden nefret ediyorum çünkü öğretmenimi sevmiyorum” sözü, öğretmeni değişse bile matematik dersine karşı olumsuz koşullanmasının ve hatta hayatı boyunca matematiğe karşı ön yargılı yaklaşabileceğinin sinyallerini verdiği için ciddiye alınmalıdır.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi EYLÜL 2018 sayısında.