Suriyeliler Toplumsal Vicdanımızın Neresinde?

Suriyeli ailelerle sadece maddi yardım aracılığı ile değil, bizzat insani bağ ile ilişki kurmaya ihtiyacımız var belki de. Çünkü karşı tarafı tanımadığımız ve bilinmeyenden çekindiğimiz için o köprüyü geçmek zorlaşıyor her iki taraf için de.

AFRA ASLAN

İç savaş nedeniyle ülkemize iltica etmek zorunda kalan Suriyeli göçmenlerin savaş uzadıkça misafir değil kalıcı hale gelmeleri, toplumun farklı kesimlerinde farklı etkileşimlere neden olmuştur. Yadsınamaz olan gerçek ise Suriyelilerin Türk toplumuna uyum ve kabul sürecinin toplumsal bir mesele halini almasıdır. Özellikle Suriye sınırı ve büyük şehirlerde varlıkları artarak hissedilen Suriyelileri ne kadar tanıdığımız, onlarla ne seviyede iletişime geçip nasıl bir bağ kurduğumuz oldukça müphem. Bu konuda tek bir örnek, tek bir kalıp yok çünkü Türk toplumu ile Suriyeli göçmen toplumun ilişkileri çok katmanlı, değişkenli ve birçok dengeyi içinde barındıran çok yönlü bir konu olarak evrilmekte.

Birçoğumuz için; tahayyül edemeyeceğimiz travmaları yaşamış bu insanlarla olan birlikteliğimiz birebir dostluktan, arkadaşlıktan, ensarlıktan ziyade gözlemlerimiz ve duyumlarımızla oluşturduğumuz birtakım önyargılar, kişisel hatıralar veya rahatsızlıktan ibaret. Suriyelilere karşı duyulan rahatsızlık kimi zaman bilinmeyene karşı duyulan o tedirginlikten kimi zaman da kültür farkı olarak izah edebileceğimiz, toplumsal yapımızın alışık olmadığı davranışlardan ve gelecek kaygısından kaynaklanmakta. Geçici misafirlikten çıkıp kalıcı olarak toplumun bir parçası haline geldiği gözlemlenen Suriyeli göçmenler, vicdanlarımızda tam olarak tanımlayamadığımız bir iz oluşturmuşlardır. Suriyeli topluma maddi anlamda yardım yükümlülüğünü kimimiz üzerimizden atmış kimimiz ise bunun tek başına yeterli olmadığını vicdanen hissetmişizdir.

İçine Girmeden Anlamak Zor

Suriyeli ailelerle sadece maddi yardım aracılığı ile değil, bizzat insani bağ ile ilişki kurmaya ihtiyacımız var belki de. Çünkü karşı tarafı tanımadığımız ve bilinmeyenden çekindiğimiz için o köprüyü geçmek zorlaşıyor her iki taraf için de.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Ağustos 2018 sayısında.