“Iyd-ı Kurban Erdi Halkı Yine Şadan Eyledi”

Kurban ibadeti, Hicret’in ikinci yılından beri yani 1437 yıldır biliniyor olmasına rağmen hala “Hocam, tavuktan kurban olur mu?” gibi sorular ve dahi “Kurban, hayvan hakları ihlalidir” gibi polemiklerle gündeme gelmektedir.

ELİFE ATEŞ

Kurban ibadeti, Hicret’in ikinci yılından beri yani 1437 yıldır biliniyor olmasına rağmen hala “Hocam, tavuktan kurban olur mu?” gibi sorular ve dahi “Kurban, hayvan hakları ihlalidir” gibi polemiklerle gündeme gelmektedir. Her sene -sanki daha önce hiç yapılmamış gibi- aynı hararetle vuku bulan bu tartışmaların bizi kurbanın asıl manasından uzaklaştırma niyeti güttüğünü düşünmüyor değiliz. Zira 1437 yıldır İslam alimleri “kurban” ibadetini ayet ve hadisler ışığında açıklamışlar hatta açıklamalarını da kütüphaneler dolusu kitaba kaydetmişlerdir. Tüm bunlara rağmen hala kurbanla ilgili aklında deli sorular bulunan dünyam insanına -sözüm tabii ki meclisten dışarı- Mehmet Akif üstadın şu sözüyle seslenmek istiyorum: “Ey millet uyan! Cehline (cahilliğine) kurban gidiyorsun!”

KURBAN TESLİMİYETTİR

“Kurban” meselesi etraflıca bir meseledir lakin bir yerden de meseleyi izaha başlamak icap eder. Efendiler, bildiğiniz üzere “kurban” kelimesi Arapça “kurb” yani yakınlık kelimesinden türemiştir. Kelime olarak “yakınlaşmak” ve anlam olarak “Allah’a yakınlaştıran vesile” demektir. Yani kurban Allah’a olan sadakat ve fedakarlığımızı gösterip yakınlaşabilmemiz için bize verilmiş büyük bir fırsattır. Kurban ibadeti bizi “Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin?” (Saffat, 102) diyen Hz. İbrahim’in (a.s) itaatine ve babasına cevaben “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun” (Saffat, 102) diyen Hz. İsmail’in (a.s) teslimiyetine götürür.

“Allahım! Muhammed’e ve onun ailesine, İbrahim ve ailesine rahmet eylediğin gibi rahmet eyle, Muhakkak ki sen, övülmeye pek layık ve yüce olansın.”

IYDİYYE NEDÜR?

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Ağustos 2018 sayısında.