Derin Yolculuk

7 yıllık iş hayatı karanlığın tonlarını seçtiği katalog gibiydi. Acı çekerek ama bunu kendisine dahi itiraf edemeyerek atıyordu her bir adımını.

BEYZANUR EKŞİ

yıllık iş hayatı karanlığın tonlarını seçtiği katalog gibiydi. Acı çekerek ama bunu kendisine dahi itiraf edemeyerek atıyordu her bir adımını. Adını dahi bilmeyişlerini bilip bilmezlikten geliyor, gülümsüyordu. Kendisini diğerlerinin halkası dışında görüp “başka” bir mekan tahayyül ediyordu.

Fakat mekan sabit kaldı ve bir zaman sonra kendisi de unuttu kendisini. O değildi yaşayan. Hayalleri vardı ama kendisi yoktu. Başka biri oldu, “onların” sevdiği hayran olduğu “mükemmel” biri. Kendisi olmayan… Başka biri güldü, başka biri kulaklığını takip müzik dinledi, başka biri yağmurun altında evine doğru koşar adım yürüdü, başka biri sevdi, başka biri sevildi, başka biri giyindi, başka biri uyudu ve başka biri düşündü. Kendisi olmadan…

Ani çıkışları oldu en yakınlarına. Çünkü o en yakınları, onun gece koyuluğundaki pelerinini gün aydınlığında soldurma gayesindeydiler. Yeryüzü sihirbazı ise  onun figüranı olduğu “kahramanlık” illüzyonunda artık sona geldiklerini söylüyordu. Tahammül edemezdi buna, etmedi de… Kaçabildiği kadar kaçtı, koşabildiği kadar koştu. Uçsuz bucaksız derinliklere daldı, en derine…

Daldığı okyanusun derinlikleri muazzam güzelliklere sahne olsa da oksijene ihtiyacı vardı. Hayaline aldandığı “başka” mekan bir girdaptı ve her bir adımında daha da derine sürüklüyordu. Oysa yaşamalıydı o. Geçen yıllar, hayatında olan onca insan, kendisini kendisine unutturmuştu. Savunduğu gerçekleri hatırlamayı dahi unutturmuştu.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Temmuz 2018 sayısında.