Cahildik Dünyanın “Rengine” Kandık

Renk kelimesini hepimiz biliriz. Kendisini sözlükler “Cisimler tarafından aksettirilen ışığın gözde yaptığı etki sonucu meydana gelen duyum” olarak açıklar.

ELİFE ATEŞ

Renk kelimesini hepimiz biliriz. Kendisini sözlükler “Cisimler tarafından aksettirilen ışığın gözde yaptığı etki sonucu meydana gelen duyum” olarak açıklar. Bu kelimenin bir de “düzen, oyun, hile, mekr” anlamları vardır. En çok “rengi” olan ise hiç şüphesiz küre-i arz yani dünyadır. Dünya çok ışıklı, şatafatlı hayaller membasıdır. İçi koftur ve dahi boştur. İnsan evladını etrafında pervane kılar. Bir görünür bir kaybolur. İnsan yakaladım zanneder, yine kaçırır. Dünyanın adeti budur. Dünya dünyalığını yapmaktadır da asıl garip olan insanın hala bu düzenbaz dünyaya kanmasıdır.

“Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği, ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah’ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.” (Hadid, 20)

ALEMDE BİR ALEM

Dünya dedik, alem dedik, küre-i arz dedik… Mesela insan için de “alem içinde alem” derler, iyi derler hoş derler. Peki, mevzubahis insan kendi “alem”inin farkında mıdır? Farkında ise bunun nispeti nedir? Bunlar basit sualler gibi görünse de cevabı bir türün (Burada konumuz insan türüdür.) tasnifini bize verir. Türlü türlü insan vardır: Kendi aleminin farkında olanlar, farkında olmayanlar ve bu ikisi arasında bir çizgi tutturanlar. Kendi aleminin farkında olanlar, kendilerini bildikleri için Rabbi Teala’yı da bilirler. Kendi aleminin farkında olmayanlar ise cahil cüheladır. Nitekim insanın değeri Rabbini bildiği kadardır.

İNSAN KENDİNİN CAHİLİ

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Temmuz 2018 sayısında.