Sevgi Her Gün, Yeniden…

Kendimizde türlü sıkıntı ve zorluklarla mücadele etme gücünü bulamadığımızda, çabuk öfkelenip karamsarlığa kapıldığımız anlarda eksik parçanın ne olduğunu bulmak, sevgileri yeniden onarmaya götürecek bizleri.

MÜZEYYEN YILDIZ

Sevmeye ve sevilmeye alışmak, acı ve tatlı her anıyla bir hayatı paylaşmanın nihai sonucu. Günlük meselelerle uğraşmaktan, sevgiyi ifade etmek akıllara gelmediği gibi bunun bir gereksinim, temel ihtiyaç olduğunun da farkına varılamıyor. Oysa derinlerde, gönlümüzün en hassas yerinde öylece beslenmeyi bekleyen eşliğimiz, yoldaşlığımız; karı yahut kocalığımız, birbirimize zaman ayıramamakta birer bahane olarak öne sürdüğümüz sorumluluklarımızı yerine getirmekte tam da bu yüzden zorlanmamıza neden oluyor. Sevgileri tazelemedikçe basit işlerin dahi altından kalkmakta güçlük çekiyor, her şeyden çabucak yılıyoruz. En önemlisi ise huzurlu olamıyoruz. Ufak meseleleri büyütüp tartışmamızın, sıkıntılarla mücadele edecek gücü ve motivasyonu zaman zaman kendimizde bulamayışımızın altında hep o eksik yanımız, ihmal edilen sevgilerimiz var.

Değişimin Kapsama Alanı

Cicim ayları olarak tabir edilen ilk dönemlerin çabucak geçip ilişkinin, yeni hayatın getirdiği sorumluluklar ile birlikte rutine binmesi, hatta tarafların değişmeye -ya da ezber ifadeyle gerçek yüzünü göstermeye- başlaması, konu evlilik olduğunda ne kadar dile getirilse de eskimeyen cümlelerden. Bu ifadeler bize birer klişe gibi görünse de gerçeklik payı yok değil. Her duruma, her yeni ortama fıtratı gereği bir şekilde alışıp adapte olan insan elbette evliliğe, sevdiği insanın her an yanında olmasının getirdiği rahatlık ve güvene de alışıyor. Yerini alışmışlığın getirdiği konfor sonucu tek düze davranışlara bırakan o ilk zamanların heyecan ve mutluluk belirtileri, kişileri “Değiştin, böyle değildin” ve benzeri cümlelerle töhmet altında bırakıyor. Oysa değişen faktörün temelde insan değil, ilişkilerde zamanın akışıyla gerçekleşen doğal sürecin nihai bir sonucu oluşu göz ardı ediliyor. Hiçbir şeyin olduğu gibi kalmadığı; suyun, havanın, dağların ve taşların, tüm canlıların kendi hikayesinde, an be an akıl ermez bir sistem içinde değişmekte olduğu dünya düzeninde ilişkilerin hep aynı kalması, aynı koku ve dokuyu taşıması elbette beklenemez.

Sevgileri Tazelemek Mümkün mü?

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Temmuz 2018 sayısında.