Günahından Dolayı Kardeşini Ayıplama!

Hata ve kusur insanoğluna mahsustur. Kişi hatalarından dolayı günah işleyebilir, suça bulaşabilir. Ancak bir kimsenin suçu sabit olmadığı müddetçe suçsuzdur.

İSMAİL İHTİYAR

Hata ve kusur insanoğluna mahsustur. Kişi hatalarından dolayı günah işleyebilir, suça bulaşabilir. Ancak bir kimsenin suçu sabit olmadığı müddetçe suçsuzdur. Bir mümine düşen görev ise kardeşlerinin hatalarını, suçlarını araştırmaması, onları işlemiş oldukları günahlardan dolayı ayıplamamasıdır. Hasan Basri (rh.a) konuyla ilgili şöyle der: “Birinin günah işlediğini işittiğinizde, bir hakimin hükmü olmadıkça o kişiyi o günahla ayıplamayın, suçlamayın. O haberi yayan kimseyi ise yalanlayın. Çünkü aslolan zimmetin beraatıdır. (Aksi ispatlanmadıkça kişi suçsuzdur.) Şayet suçu sabitlenirse, yine ayıplamayın. Belki tövbe etmiş, Allah Teala da onu affetmiştir.” (İmam Şa’rani, Envarü’l-Kudsiyye, s. 370)

Haset, İlk Önce Haset Edene Zarar Verir

Ebü’l-Leys Semerkandi (rh.a) der ki: “Haset kadar zararlı bir kötülük yoktur. Çünkü yapılan haset, haset edilene ulaşmadan önce haset edenin başına şu beş şeyi getirir:

1. Kişi kesilmeyen bir kedere düçar olur.

2. Haset ettiğinden dolayı günah kazanır.

3. İnsanlar tarafından kötülenir.

4. Allah Teala o kimseye buğzeder.

5. Allah Teala’nın yardım kapıları o kişinin yüzüne kapanır.” (Ebü’l-Leys Semerkandi, Tenbihü’l-Gafilin, 1/287)

Dünya, Ahiretten Alıkoymasın!

Müslümanın geçim meşgalesi kendisini ahiret işinden alıkoymamalı, dünyalık işleri ahiretine engel olmamalıdır. Ebu Talib el-Mekki (rh.a) şöyle der: “İnsanlar üç kısımdır:

1. Ahiretleri için dünyalarını ihmal edenler. Bunlar kurtulanlardır.

2. Dünya kazancı ile ahirete hazırlık yapanlar. Bunlar başarıya ulaşan kimselerdir.

3. Dünyalık için ahiretlerini ihmal edenler. Bunlar ise helak olup gidenlerdir.”

(Ebu Talib el-Mekki, Kutü’l-Kulub, 4/513)

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Temmuz 2018 sayısında.