Hayatı Ramazan Vefatı Bayram Olanlar

Anneleri duanın en sonunda, “Ya Rabbi, Mekke’ye gidince ruhumu da orada al, geri gelmeyeyim!” deyince çocukları bir anda susup kalır.

ABDÜLGANİ GÜMÜŞLÜ

İbnü’l-Vakt’in bir komşusu vardı, ismi Muhammed’di. Bu zat hocaydı. Kendi halinde, sakin, mütevazı biriydi. Gündüzleri derse gider akşamında evine gelir, aile ve annesinin hizmetinde bulunurdu. Bir gün kendisine Ramazan umresi için görevli olarak umreye gidip gidemeyeceği soruldu. Muhammed Hoca böyle bir nimete elbet “hayır” demedi,  hemen kabul etti. Akşam heyecanla eve gidip annesine bu müjdeli haberi verdi. Annesi de ona, “Beni de götüreceksin” dedi. Hoca, “Anne ben görevli olarak gidiyorum, sadece bir haftalığına. Seni götüremem, buna imkan yok, masrafı çok olur” dedi. “Hem de görevli olacağım için seni ihmal ederim endişesi  içindeyim, hizmetini yapamam” diye sözlerine devam etti. Ancak bu açıklamalar fayda etmedi. Annesi de diğer anneler gibi karşı konulamayacak olan gücünü kullandı: “Ben de seninle umreye geleceğim, parayı bulup beni de götüreceksin. Yoksa hakkımı helal etmem!” dedi. Bir şey ezelden takdir edilmişse ona erişilir, takdir edilmemiş ise ele geçmez.

Muhammed Hoca annesinin son derece net olan bu sözlerine biçare baş üstüne der, onu üzmek istemez. Gereken parayı temin eder ve annesini umreye götürmek için hazırlıklara başlar. Ramazan Bayramı’na on gün vardır. Umre telaşı başlamış, iki gün sonra kutsal topraklara gidilecektir. Hocanın annesi, “Evladım, yola gidiyoruz. Yarın akşam diğer kardeşlerini iftara çağır, beraber iftar edelim” der. Hoca yakın uzak bütün kardeşlerini iftara davet eder. İftar saatine beş dakika kala annesi, “Evlatlarım, sofranın etrafına toplanın ve ellerinizi açın. Ben dua edeceğim, siz de amin diyeceksiniz tamam mı?” diye sorar.  Herkes, “Tamam anne” der. Anne tekrar söze girer ve “Bakın samimi olacaksınız, amin diyeceksiniz!” diye tembihler. Çocukları, “Tamam anne, söz!” diye karşılık verir.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Haziran 2018 sayısında.