“Aferin Benim Evladıma”

Okullar kapandı ve çocuklar ellerinde karneleriyle evlerine döndü. Kimi sevinçli, kimi buruk hepsi yaz tatiline girdi. Karnelerdeki notlar güzel olunca ebeveyn olarak evlatlarımızla hepimiz gururlandık.

PERİHAN MURAT

Okullar kapandı ve çocuklar ellerinde karneleriyle evlerine döndü. Kimi sevinçli, kimi buruk hepsi yaz tatiline girdi. Karnelerdeki notlar güzel olunca ebeveyn olarak evlatlarımızla hepimiz gururlandık. Başarılarını takdir ettik, onları ufak tefek ödüllendirdik bile. Tüm bunları çocuklarımızın emeğini görmezden gelmediğimizi göstermek, başarılı olduklarında mutlu olduğumuzu belirtmek ve onları teşvik etmek için yaptığımızı söyleyebiliriz.

İnsan, doğası gereği hep “takdir” edilmek ister. Okul başarısı çocukların ve bizim “takdir edilme”deki tek ölçütümüz olunca, odak noktası da sadece notlar oluyor. Ama maalesef dersleriyle arası “pekiyi” olan bir öğrenci çoğu zaman ailesiyle, çevresiyle ilişki kurmada “pek zayıf” biri haline gelebiliyor. Hal böyle olunca insanın hayatını güzel bir biçimde idame ettirebilmesi için gereken davranışların, değerlerin öğrenilmesinde bir hayli geç kalınmış oluyor. Mesela çocuğumuzdan yardım istediğimizde dersleri bahane edip kaçmaya çalışıyorsa “Aman ses çıkartmayalım, ders çalışsın yeter!” diyebiliyoruz. Ya da otobüste yaşlı birine yer vermesi istendiğinde “Bana ne ya?” diyerek karşılık veriyorsa, ayıplasak da “küçüktür” diyerek mazur görüp geçiştirebiliyoruz. Derdimiz çocukları acımasızca eleştirmek değil ama onları yetiştirirken öncelediğimiz değerleri de bir düşünmeliyiz, öyle değil mi? Matematikten aldığı nota sevinirken ninesiyle, dedesiyle geçirdiği vakitte onlara karşı saygılı olduğunda bunu takdir ettiniz mi mesela? Ya da arkadaşıyla oynarken oyuncaklarını paylaştığında ona “aferin” dediniz mi?

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Haziran 2018 sayısında