Evladına Kadrajdan Bakmak

İşin bitince benimle gerçekten bir evcilik oynar mısın? Fotoğraf çekmek ve çektiklerimize bakmak yasak olsun bu oyunda şakacıktan. Şakacıktan daha fotoğraf çekmek yokmuş, birbirimizin fotoğraflarına değil, yüzüne bakıyormuşuz.

RÜMEYSA OĞUZ

O, tüm yaşıtı kızlardan daha güzel giyinen, daha iyi bir okulda okuyan, kendine ait bir odası ve oyuncakları olan tek çocuktu bu mahallede. Çoğu zaman, diğer çocukların oyunlarına katılmaktan imtina ederdi. Diğerlerinin televizyonlarda gördüğü çok kıymetli oyuncaklarından birini bahçeye indirmişse; öteki kızlar ancak başına toplanırdı. O zaman da, “Benim istediğim oyunu oynarsanız oyuncağımı tutmanıza izin veririm” derdi. Bu durum başlarda çocukların kendi aralarında çekişmesine sebep olurdu. Fakat sonraları emir eri gibi dikilip onun oyuncağı için buyruklarını dinlemekten sıkılarak hepsi bahçenin köşesindeki büyük çam ağacının altına koşarlar.

Oyun kurar ve evcilik oynarlardı. O ise bu oyunlardan hep mutsuz ayrılırdı. Çünkü söylediği yapılmaz, hüküm kurmak istediği çocuklar onun isteklerini umursamazdı. Böyle vakitlerde akşamı iple çekerdi küçük kız. Çünkü akşam olunca annesinin arabası köşe başından görünür, babaannesinin evinde annesinin işten dönüşünü bekleyen kız da eline çok kıymetli bebeğini, alarak bahçede çamurları kahkahalarıyla karan çocuklara çalım sata sata arabaya doğru koşardı.

Eve gittiklerinde ise bambaşka bir oyun başlardı. Babası bilgisayarın başına geçip tüm akşamını haber sitelerinde gezerek tüketirken annesi bir müddet sosyal medyada aldığı beğenilerin mutluluğuyla mest olur, sonra nihayet beklenen an gelir ve o seslenişle pembe bir oyunun içine giriverirdi: “İpekciğim, hadi kızım hazırlan!”

İpek hazırlanırdı. Pespembe odasına girer, envaiçeşit oyuncağın arasında, annesinin ona o gün uygun gördüğü giysiyi giyerek beklerdi. Pembe kalpli masasının üzerine minik porselen çay takımını dizer, annesine poz verirdi.

“Masum Meleğim Kuşlar Gibi Narin Uyuyor”

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Mart 2018 sayısında.