Çocuklara Kur’an’ı Sevdirmeden Öğretemeyiz

Kalbinde Allah sevgisi yeşertilmiş bir evlat, Rabbinin sözlerini okumaktan ve daha da önemlisi bunu ailece yapmaktan büyük mutluluk duyar. Evde her akşam gerçekleştirilecek; sevgi, hoşgörü ve aile sıcaklığı içeren Kur’an okuma saatleri, kaç yaşına gelirse gelsin çocuk için unutamayacağı, şahane anılara dönüşür.

ELİF ÖZDEMİR

Altı yaşında bir çocuk düşünün. Okuma yazmayı hevesle sökmüş, takvim yaprağından trafik tabelasına dek yazı içeren her metni, gördüğü tüm harfleri okuyup çözme gayretinde ve bunu keyifle yapıyor. Yaz tatili geldiğinde ise Kur’an-ı Kerim alfabesini öğrenebilsin diye, ailesi tarafından son derece profesyonel ve “İki haftada Kur’an’a geçme garantili” bir kuruma yazdırılıyor. Böylece büyük bir iştiyakla, elifle merteği birbirinden ayırma çabasına girişiyor hemen. Fakat ailesi başarıya takılmış durumda, çocuklarının çaba gösteriyor oluşunu değil, ne kadar hızlı öğrenebildiğini önemsiyor yalnızca.

Ebeveynler, biricik yavrularının “acilen” Kur’an’a geçmesini hedefleyen birer teknik direktöre dönüşüyorlar adeta. Çocuk da “Neden hala Kur’an’a geçemedin sen! Öğretmenini dinlemiyor musun? Necdet amcanın oğlu Burak üç günde çözmüş elifbayı! Halanın kızı Merve ikinci hatmine başlamış! Sen niye böylesin, neden yavaş ilerliyorsun?

İç bakayım şu sütü, kalk bakalım erkenden! Daha çok çalışmalı ve diğerlerine yetişmelisin” diyerek baskı uygulayan ebeveynlerinin elinde hallaç pamuğuna dönüyor tabii. Zavallı yavrunun bu rekabetçi tavırlar karşısında yapabileceği tek şey kalmış artık: Kursa gitmek istemediğini ağlayarak, sızlanarak, inat ederek anlatmak…

Aslında iyi niyetli olan ancak yanlış yöntemlere başvuran aile bu direnme karşısında kifayetsiz kalınca, evin babası hemen bir çözüm üretip çocuğa şart koşuyor: “Tamam, eğer Fatiha’yı ezberlersen seni kurstan alacağız!” Çıkış biletine nasıl ulaşabileceğini duyunca gözleri fal taşı gibi açılan çocuk, odasına koşup cüzünü alıyor eline. Fatiha suresini -kurstan kurtulmak uğruna- kaç dakikada öğreniyor dersiniz? Hemen söyleyelim; yalnızca on beş dakikada! Biraz sonra babasına koşup öğrendiği sureyi okumaya başlıyor. Aile şaşkın ve keyifli tabii, ancak söz ağızdan bir kez çıkacağı için, gereğini yapıp kaydı sildiriyorlar. Çocuğun omuzlarından büyük bir yük kalkıyor, aklında hırpalayıcı kurs günlerine dair tek bir düşünce var artık: “O yarıştan da ailemin baskılarından da kurtuldum! Artık Kur’an okumak zorunda değilim!” Böylece çocuğun Kur’an-ı Kerim’le kurabileceği tertemiz sevgi bağı daha en baştan baltalanıyor.

Yarıştırmayın, Zorlamayın, Tahkir Etmeyin

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Mart 2018 sayısında.