Osmanlı Kadınını Nasıl Görüyorlardı?

Seyyahların birçoğu Osmanlı kadınının Batılı kadından daha özgür olduğunu, hareme kapatılmış bir köle olmadığını, kocasının yanında söz hakkı olduğunu, mal edinme gibi konularda daha fazla hakka sahip olduğunu belirtmişlerdir.

HURİYE KARNAP 

Bizde hala “Osmanlı’da kadın evinde/haremde hapis hayatı mı yaşardı, mal edinme hakkı var mıydı, çok eşlilik gerçekten yaygın mıydı, kocasının müdahale edemeyeceği özel bir alan olur muydu?” gibi hususlar tartışılır. Ve bu sorular, Batı ve modernizm tutkunu kimseler tarafından hayli yanıltıcı şekilde cevaplandırılır. Halbuki Batı dünyasıyla ve bilhassa o dönemin Avrupasını temsil eden İngiltere ile kıyas yapılacak olsa, Osmanlı kadınının pek çok hakka sahip olduğu apaçık görülür.

Avrupa’da Kadın

19. yüzyıl Avrupa’sında evin erkeği “master” yani “efendi” olarak kabul edilir ve kadın evlendiğinde erkeğin egemenliği altına girerdi. Bizdeki “Evin reisi erkektir” inanç ve anlayışını hatırlatsa da aynı şeyi ifade etmezdi bu kimlik tanımı. Hristiyan inanışının etkisiyle 19. yy. sonlarına kadar İngiltere’de yasalara göre kadını erkek temsil ederdi. Mesela; bir kadın kendi şahsına yapılan yanlışlar için birisini dava etmek istediğinde dava ya kadının adına kocası tarafından açılırdı ya da kadının kocasından dava açmak için izin alması gerekirdi. Benzer bakış açısının sonucu olarak 1870’lerden önce kadına ailesinden miras yoluyla kalanlar, evlenince kocasının üzerine geçerdi. Kadın kendi payına düşen mirası bile kocasından izinsiz kullanamazdı. Hatta koca ölümünün ardından hazırladığı vasiyetle, malının üçte birini dul karısına bırakmak şartıyla kalan kısmını kime isterse bırakabilirdi.

1882 yılında çıkan kanunla İngiltere’de evli kadınlara; dava açma, sözleşmede imza yetkisi, malını yönetme ve istediği gibi devretme yetkisi verildi. Medeni hukukumuzu aldığımız İsviçre’de bile evli kadınlar mallarını yönetmeye kısmen de olsa 1874 yılında hak kazanabildi.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Mart 2018 sayısında.